Sosyal Medya

Siyaset

CHP de İktidar Kurultayı için MYK toplandı

Cumhuriyet Halk Partisi MYK toplantısında üyelerin, Kemal Kılıçtaroğlu’na  yapılan eleştirilere yanıt verilmesi için kendilerine izin verilmesini istediler. Ancak Kılıçtaroğlu, ”Bu hesaplaşma değil. İktidar kurultayı” mesajını vererek polemiklere girilmemesi konusunda uyardı.

Ekleme Tarihi:

-

Cumhuriyet Halk Partisi MYK toplantısında üyelerin, Kemal Kılıçtaroğlu’na  yapılan eleştirilere yanıt verilmesi için kendilerine izin verilmesini istediler. Ancak Kılıçtaroğlu, ”Bu hesaplaşma değil. İktidar kurultayı” mesajını vererek polemiklere girilmemesi konusunda uyardı.

CHP’li Şahin Mengü, 25-26 Temmuz tarihlerinde planlanan kurultayın seyircisiz yapılacak olmasından dolayı pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle ertelenmesi için mahkemeye başvurmuştu. Bazı CHP li eski yöneticilerde partililerin kısıtlı bir kurultay olacağını ve kamuoyunda buna yönelik eleştirilerinin yapıldığını dile getirmişlerdi.

BAŞVURUYU MAHKEME REDDETTİ

Pazartesi yapılan MYK toplantısından kulislerden yansıyan bilgilere göre, Kılıçdaroğlu’na “pandemi kurullarının geçerli olduğu dönemde en demokratik kurultayı yapmaya çalışıyoruz ama izin vermediğiniz için bize yapılan saldırıları göğüsleyemiyoruz. Bize izin verin demokratik kurultay lafı arkasına saklanarak CHP’yi iktidar yolundan mesnetsizce suçlamaya kalkanlara haddini bildirelim” talebini ilettiler.

“BİZE İZİN VERİN YANIT VERELİM”

Bir MYK üyesi toplantıda şu mesajları verdi:

* Sayın Genel Başkan sizin yürüttüğünüz tutum bu adamları cesaretlendiriyor. Siz 11 büyükşehir belediyesini tek tek kazandınız. Bu zaferi CHP’nin iktidarına yönlendiren kişisiniz.

* Siz neden bu saldırıları sineye çekmeye çalışıyorsunuz. Bırakın yanıt verelim. Bu zaferlerin binde birini kazanmış olsalar bizi vatan haini ilan ederlerdi.

* Çarşaf listeyi getirdiniz. Kemal Anadol değil miydi delegeyi tek tek çağırıp kürsü önünde imza atmaya çalışan?

* Geçen kurultayda kendi delegelerinizin imzalarını verdirip Muharrem İnce’nin adaylığını sağladınız. Karşı tarafta biraz utanma olmalı, bu eleştirileri kabul etmiyoruz.

KURULTAYA GELEMEYENE MEKTUP GÖNDERİLECEK

CHP Lideri toplantıda, kurultay sırasında Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun istediği tüm şartların oluşturulacağını söyleyerek, pandemi nedeniyle alınacak önlemler çerçevesinde kurultayın yapılacağı Bilkent Odean’a davet edilmeyecek her partiliye durumun anlatılıp, özür dilenmesini istediği tüm üyelere özür mektubu gönderileceği öğrenildi.

Kılıçdaroğlu “Çağıramadığımız her arkadaşımızdan özür dileyecek onlara mektup yollayacağız. Ayrıca alanda oluşturacağımız özel bölgelerde kurultayın izlenmesini sağlayacağız” dedi.

Kurultayın “hesaplaşma değil, CHP’nin iktidara yürüyüşünün kurultayı” olacağını da konuşmalarında vurgulayan Kılıçdaroğlu şunları ifade etti:

* Bu kurultay iktidara yürüyüşümüzün ve organizasyon yeteneğimizin bir göstergesi olacak. Hiçbir arkadaşımız kaygılanmasın. Pandemi sürecinde tüm tedbirleri harfiyen uygulayacağız.

* Eleştirilere, iftiralara, yalanlara, kıskançlığa, kindarlığa ve iktidar yürüyüşümüzden bizi alıkoyacak suçlamalara yanıt vermeyeceğiz. Bizim amacımız iktidardır. Halkın umudu olacağız. İttifakımızı koruyacak, iktidara yürüyeceğiz.

“SARAY BAŞARAMAYACAK”

Kılıçdaroğlu, AKP ve Saray’ın “CHP’de kavga var” görüntüsü oluşturmak istediğine dikkatleri çekerek, “Saray, partimizin içini karıştırıp kavga varmış gibi bir görüntü vermek istiyor. Oysa bizim içimizde kavga yok. Biz, CHP iktidarının yönetimini oluşturmaya çalışıyoruz. Saray ise CHP’yi karıştırmaya çalışıyor. Bunu başaramayacaklar” dedi.

Partililerden gelen her eleştirinin “saygıyla karşılanmasını” da isteyen Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi:

* Almamız gereken tedbirler varsa alacağız ama asla tartışmaya girmeyeceğiz. Sizin bu söylediklerinizi ben de biliyorum. Son 10 yılda en olumlu değişimin yaşandığı parti CHP’dir.

* Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırarak halkın refaha kavuşmasını sağlayacağız. Halkın sorunlarını konuşacağız. İhtiyaçlarını karşılamaya çalışacağız.

* Asla kişisel kaprislere, intikam isteklerine yanıt vermeyeceğiz. Delegeler bizden iktidar yönetimini oluşturmamızı bekliyor. Halkımız umut ve çare arıyor. CHP çaredir, diyor.

* İktidar kadronuzla karşımıza çıkın iktidar yapacağız diyor. Halkımızı buhrandan kurtarıp partimizi iktidar yapacağız. Her yerde çözüm önerilerinizi ve projenizi anlatın. Kurultaydan sonra iktidara hazırlanın.

65 YAŞ ÜSTÜNE ÖNLEM

Seyircisiz olarak Ankara Bilkent’teki Odeon’da yapılacak CHP kurultayında, 65 yaş üstü delegeler için de özel önlemler uygulanacak.

SADECE DOĞAL DELEGE

CHP kurultayında pandemi koşulları nedeniyle, partinin eski genel başkanları gibi doğal delegeleri dışında kimseye de davet gönderilmeyeceği öğrenildi.

Bu çerçevede ne Türkiye’deki diğer siyasi partilere, ne de yurt dışından herhangi bir siyasi partiye ya da siyasetçiye kurultay için davet gönderilmeyecek.

Ancak davetli listesinde olanlara, izlemek istemeleri halinde CHP kurultayının canlı olarak internet üzerinden izlenebileceği linkler iletilecek.

Siyaset

Ağıralioğlu ‘Abdulhamit de bir Atatürk de’ dedi, ortalık karıştı!

Katıldığı bir canlı yayında gündeme dair konuşan İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, büyük tepki çekti. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve İYİ Parti’den üst düzey isimler Karaalioğlu’nun sözlerini eleştirdi.

Yayımlandı:

on

İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, ‘Abdulhamit de bir Atatürk de’ dedi; ilk tepki kendi partisinden geldi!

Katıldığı bir canlı yayında gündeme dair konuşan İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, büyük tepki çekti. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve İYİ Parti’den üst düzey isimler Karaalioğlu’nun sözlerini eleştirdi.

BTP genel başkanı Hüseyin Baş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk Devrimi’nin önderi, Osmanlı monarşisine son verip halk egemenliğine dayalı cumhuriyeti tesis eden Mustafa Kemal Atatürk ile Osmanlı padişahlarından İkinci Abdulhamit’i bir tutan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’na tepki gösterdi.

BTP lideri Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Abdülhamit ne ise Atatürk o değildir” dedi.

Öte yandan Ağıralioğlu’na kendi partisinden de tepki gecikmedi. İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Meral Akşener’e en yakın isimlerden olan Yavuz Ağıralioğlu’nun sözlerini paylaşarak, “Tarihimizi inkar etmiyoruz… Ancak ‘Abdulhamit neyse Atatürk odur’ sözünü ben kabul etmiyorum” dedi.

Okumaya Devam Et

Siyaset

SON DAKİKA! Bülent Arınç istifa etti!

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi AKP’nin önemli isimlerinden Bülent Arınç, Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Yayımlandı:

on

bülent arınç istifa 1

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi AKP’nin önemli isimlerinden Bülent Arınç, Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Bülent Arınç, Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Bülent Arınç, Twitter hesabından yaptığı yazılı açıklamada Yüksek İstişare Kurulu Üyeliğinden ayrıldığını duyurdu.

Arınç’ın açıklamasının tamamı şöyle:

“Bir televizyon kanalında yaptığım konuşmalar, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olduğundan aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim.
Konuşmamım ana ekseni, yargıda yapılacak reform konusuydu. Bir hukukçu olarak bu konudaki görüşlerimi açıkladım.

Ömrüm boyunca hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını savunan birisi olarak yine aynı görüşlerimi dile getirdim. Gazeteci arkadaşımız program esnasında soru sorarken isim zikrettiğinde, “isimler üzerinden tartışamayalım” diye altını çizmeme rağmen evrensel hukuk, adalet ve yargının sorunları üzerine dile getirdiğim flkirlerimin bu isimlerin gölgesinde kalmasından ve meselenin özünün kaçınılmasından üzüntü duyduğumu belirtmeliyim.

Tartışmalar öylesine yanlış yere götürüldü ki, beni Yasin Börü’nün katilleriyle, 15 Temmuz şehitlerimizin katilleri FETÖ ile yan yana gösterme gafletine kadar gitti. Asla bu ithamları kabul etmiyorum ve reddediyorum. Yasin Börü için döktüğüm göz yaşı da terör örgütleri FETÖ ve PKK’ya yönelik sözlerim ve tavrım da bellidir.

Tüm bunları burada yeniden dile getirmeyi kendime zul sayarım. Yine aynı televizyon programında dile getirdiklerim, Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi olmam hasebiyle farklı yönlere çekildi. Oysaki programda görüşlerimi, YİK üyesi olarak değil, TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç olarak açıkladığımı defalarca belirttim.

Konuşmama yönelik seviyeli ve saygın eleştirilerin tümüne saygı duyuyor ve not alıyorum. Ancak şahsıma karşı içlerinde duydukları kin ve nefretlerin dışa vurumu olan seviyesiz hakaretleri sahiplerine iade ediyorum.

Türkiye’nin yargı, ekonomi ve başka alanlarda reformlara duyduğu ihtiyaç aşikardır. Ülkemizin rahatlamasına ve milletimizin dertlerine çare bulunmasına ihtiyaç vardır.

Bahsi geçen televizyon programında da defalarca belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki iradesini gördüm ve destekliyorum. Ancak benim konuşmamın, şahıslar üzerinden farklı zeminlere kaydırılması sebebiyle, reform çalışmalarını engelleyeceğine dair kaygılandığımdan, Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevimden ayrılmamın daha uygun olacağına karar verdim.

Kurul üyeliği görevimden ayrılma talebimi Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettim ve kendileri de bunu uygun gördüler. Karşılıklı iyi niyet temennileriyle helalleştik ve görevimden ayrıldım. Bu süre zarfında verimli çalışmalar sürdürdüğüm Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Yüksek İstişare Kurulu üyesi arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin ülke yararına yapacağı her türlü çalışmayı, milletin faydasına olacak her türlü reformu destekleyeceğimin bilinmesini isterim. Hayatım boyunca doğru söz, doğru ilke, dürüstlük ve vicdanımın sesi rehberim oldu.

Bu yüzden çok bedel ödedim ama bundan asla vazgeçmedim. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğim. Derdimiz memleket derdidir. Memleketimizin huzura, refaha ve mutluluğa kavuşması için ne fedakârlik yapmamız gerekirse, tereddüt etmeden yaparız. Yeter ki vatan sağ olsun.”

ERDOĞAN’IN EN YAKINI FAHRETTİN ALTUN’UN İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

İletişim Başkanlığı’ndan ise şu paylaşım yapıldı: Sayın Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği görevinden ayrılmayı talep etmiş, sayın Arınç’ın talebi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir

Okumaya Devam Et

Siyaset

CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan önemli açıklamalar!

AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğitim politikasını, Avrupa Birliği’nin Almanya başta olmak üzere Türkiye karşıtı eylemlerini ve ‘işsizlik yok iş beğenmeme var’ diyen Diyarbakır valisini eleştiren Kılıçdaroğlu, önemli mesajlar da verdi.

Yayımlandı:

on

kılıçdaroğlu 24 kasım grup 1

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğitim politikasını, Avrupa Birliği’nin Almanya başta olmak üzere Türkiye karşıtı eylemlerini ve ‘işsizlik yok iş beğenmeme var’ diyen Diyarbakır valisini eleştiren Kılıçdaroğlu, önemli mesajlar da verdi.

İşte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 24 Kasım 2020 CHP Salı grup toplantısı konuşmasında önemli başlıklar…

  • “Adaleti sağlayacak olan kişiler hakimlerdir. Yargı makamında kürsüde oturanlardır. Sadece hukuki değil vicdanını da sesini dinlemek zorundadır hakimler. Adalet öyle gerçekleşir. Adalet önce insanın vicdanında, ahlakında, erdeminde, bilgisinde, düşüncesinde olmalıdır.”
  • “Vali taraf tutuyorsa o olmaz. Vali devlet adamı gibi davranmak zorundadır. Valilik makamı sıradan bir makam değildir. Diyarbakır Valimiz bir açıklama yapıyor. İşsizlikle ilgili ‘mesele iş beğenmemektir’ diyor. Bunun üzerine il Başkanına telefon ettim dedim ki ‘gerçekten Diyarbakır’da iş var yapacak insan yok diye tablo var mı?’ ‘Hayır böyle bir şey yok, binlerce insan işsiz’ dedi.
  • “Sayın valim bu tür laflar size yakışmaz. İşsiz var mı var, dünya kadar var. 81 ilin tamamında yüzbinler işsiz. 10 binler yatağa aç giriyor. Hak arayanların önüne baraj koyuyorsunuz. Gebze’de işçiler. İşten atılmışlar bir kısmı da ücretsiz izne çıkarılmışlar. Aç kalacağız diyorlar. Ankara’ya gideceğiz polis engel oluyor. Yani Anayasa açıkça çiğneniyor. Şiddet yapsalar haklısın diyeceğiz ama bu insanlar iş istiyorlar hak istiyorlar ekmek, çalışmak istiyorlar. Sen yasak getiriyorsun, polis aracılığıyla şiddet uyguluyorsun. Şiddet kimden gelirse gelsin karşı çıkmak zorundasın.
  • “Bir gemimiz uluslararası sularda durdurularak usulsüz şekilde baskın yapıldı ve arandı. Ne oluyor Allah aşkına. Benzer bir olay İsrail’e girişte olmuştu. Yine uluslararası sularda İsrail askerleri inmişlerdi ve bizim vatandaşlarımızı silahla öldürmüşlerdi. Dava açtık hep birlikte karşı çıktı. Bir gece yarısı Meclis’te çıkan kanunla Türkiye Cumhuriyeti Devleti açtığı davadan vazgeçti.
  • “Almanya’yı da İtalya’yı da şiddetle kınıyoruz bizim gemimize yaptıkları baskın dolayısıyla. Hükümetten bu konuda çok açık ve çok net yanıt bekliyoruz.
  • “Çağdaşlaşmak istiyoruz ama batının Türkiye’ye karşı çifte standart uyguladığını hepimiz biliyoruz. En açık örneği Kıbrıs’tır. Türkiye’de eser gürlerle orada kapı arkasında ‘talimatınız var mı’ derler.
  • “Bir ulusun bir milletin en güçlü kaynağı yetişmiş insan gücüdür. Bir ülkede yetişmiş insan gücü varsa o ülke dünyanın en zengin ülkesidir. Yetişmiş insan gücünü, bir ülkeyi dünyada söz sahibi yapan insan gücünü yetiştirenler öğretmenler. O nedenle öğretmenler dünyanın tüm saygın ülkelerinde el üstünde tutulurlar, en başta saygı duyulacak kişi olarak görülürler. Öğretmenler sadece çocuklarımızı yetiştirmezler, içinde bulundukları toplumun da kanaat önderleridir. Derdi olan biri ‘En iyi öğretmen bilir’ diye öğretmenin kapısını çalar. Öğretmen aynı zamanda bir güven timsalidir. Bütün anneler babalar çocuklarını büyük bir özgüven içinde öğretmene teslim eder. Öğretmen tüm sevgisiyle çocuğu kucaklar, onu yetiştirir. Öğretmen yaşam boyu eğitimin ne denli önemli olduğunu çok iyi bilir. Öğretmen hem kendisi hem yetiştirdiği çocukların yaşam boyu eğitime önem vermelerini ister. Öğretmen hepimizin ilham kaynağıdır.
  • Öğretmen toplumun bugününü ve geleceğini belirleyen bir kimliğe sahiptir. Bizim aydınlanmamızın kaynağıdır öğretmen.
  • “Türkiye’nin beş temel sorunundan söz etmiştik. Bunlardan biri eğitim. Eğitim bir ülke dünyada söz sahibi olmak istiyorsa saygın olmak istiyorsa, büyük buluşlara imza atmak istiyorsa, eğitime önem vermek zorundadır. Finlandiya’da eğitim reformunu gerçekleştiren bakan yardımcısını Türkiye’ye davet ettik reformu nasıl gerçekleştirdiklerini kendisinden dinledik. Gönül isterdi ki MEB’in tüm kadroları orada olsun, olmadı.
  • “Eğitim bu kadar önemliyken eğitimimiz gerçekten milli mi? Hem milli hem de evrensel değerlerle uyum içinde mi? Yedi bakan değişti yedi milli eğitim politikası oluştu. Senin çocuğunu 18 yıldır denek olarak kullanıyorlar. Biz bunu düzelteceğiz.

ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR

  • “Öğretmenler gününde öğretmenlerin dertleriyle uğraşıyoruz. Liyakatın yerini torpil alınca, bugünkü nokta ile karşı karşıya kaldık. Eğitim sistemimiz sorunlar yumağı içinde. Kadrolu, ücretli, sözleşmeli öğretmen aynı derse giriyor ama her birisi farklı ücret alıyor. Öğretmenlere de adalet lazım. Öğretmenler geçinemiyorlar.
  • “İnternet üzerinden eğitim veriyoruz 3 milyon 37 bin öğrencinin interneti yok. 18 yıldır ülkeyi yönetiyorlar. Bir öğretmen arkadaşım ‘son 10-15 yılda öğretmenlik çok değersizleştirildi’ dedi. Sevgili öğretmenim benim ve CHP’lilerin dönemi seni toplumun en saygın kişisi durumuna getirmektir.
  • “Bir başka öğretmen ‘Bize evinizde buzdolabı var mı diye soruyorlar, bize sizin evinizde bilgisayar internet var mı bunu sorun’ diyor. Bu soruyu sormak yönetenlerin akıllarına gelmiyor çünkü yönetemiyorlar.
  • “Atamasını bekleyen öğretmenler. Üniversiteyi bitirdiler öğretmen olmak için. Ama bugün yüz binlerce öğretmen atanamıyor. Hani bütün okullarımız ihtiyaca cevap veriyorsa, hani çocuğun olduğu her yerde okullar, okullarda öğretmenler varsa her şey tamam diyeceğiz. Ama Sayıştay’ın raporu yeni çıktı. 138 bin 393 öğretmen eksiği var diyor. Dışarıda da atama bekleyen 100 binler var. Niye yapmıyorlar? 3 bin 600 ek göstergeye itiraz ettiler para yok falan filan. Sonra onlar da vereceğiz dedi. En yetkili kişi söyledi. Güzel. Yıllar geçti. Emekliliği gelmiş olan öğretmenler 3 bin 600 ek göstergeyi bekliyorlar. Söz verdiniz, verin. 138 bin öğretmen açığına 100 bin daha eklenecek.
  • “Köy okullarının açılması gerekiyor. Taşımalı eğitime son verilmesi lazım.
  • “Şu anda eğitime devam edemeyen 20 bin üzerinde öğretmen var, kronik rahatsızlığı nedeniyle. Doktora yapıp çekirdek satan atama bekleyen öğretmen var. 21. yüzyılın Türkiyesi’nin en büyük ayıbıdır. Üniversiteyi hangi koşullarda okuduğunu biliyorlar mı Türkiye’yi yönetenler.”Bütün bunların tamamı bir siyasi tercihtir. Hem atama bekleyen hem de şu anda görevde olan öğretmenler için söylüyorum. Parayı nereye harcayacaksın. Eğitime mi harcayacaksın Londra’daki tefecilere mi vereceksin? Karar budur.
    “Öğretmenlere söyledim 3 bin 600 söz verildi mi, verildi. Sana 3 bin 600 ek gösterge sözü verip 3 bin 600 ek gösterge vermiyorlarsa ‘Sana oy yok’ diyeceksin.

    “Atama bekleyen öğretmenler kampanya açtılar 60 bin kişi atansın diye. Yapmıyorlar, yapmazlar. Çünkü onların amacı farklı. Onlar diyor ki nasılsa öğretmenler gelip bize oy verecekler diyor. Kampanya açın arkadaşlar, 3 bin 600 ek gösterge vermiyorsan sana oy yok. Sözü o verdi. Talimatı verirse bugün öğleden sonra 3 bin 600 ek gösterge çıkar. Olmuyor.

“Ne yapmalı? Siz iktidar olunca ne yapacaksınız diye sorabilirler. Biz ne yapacağız?

  • “Bir öğretmenler meslek kanunu çıkaracağız. Öğretmenleri devlet memurları kanunundan çıkaracağız. Öğretmeni toplumda en saygın konuma getireceğiz. Özel bir yasası olacak öğretmenliğin. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında maaş almayacak.
  • “Eğitim yatırımları için özel yasal düzenleme yapacağız. Köy okulları yeniden açılacak. Eğitimin tüm bileşenleri ile oluşturulacak bir politika ile eğitim üretime dönük, çağdaş olacak. Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. Bu okullar yatılı, en az 6 yıl olacak, 3. sınıftan itibaren öğrenci ilgili fabrikada staj yapacak, staj yaptığı yıllar sosyal güvenlik primini devlet ödeyecek. Üniversiteye gitmek istediğinde artı 5 puanla girecek. Bunlara çağdaş köy enstitüleri diyoruz. Her okulun kendi bütçesi olacak. Okul Aile Birliği ile birlikte bütçe yönetilecek.
  • “Bu bir siyasi tercih, biz bunu yapacağız. Onlar öğretmenleri sevmiyor, biz seviyoruz. Onlar bilimi sevmiyor, biz bilimi seviyoruz. Onlar savurganlığı, biz adaleti hakkı hukuku paranın yerinde ve zamanında kullanılmasını savunuyoruz. Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunuruz. Aramızda siyahla beyaz kadar fark var. Öğretmenler bunu gayet net bilsinler, 5 tane çözüm.
  • “Hala iktidarın peşinde giden öğretmen varsa kimse kusura bakmasın ben ona öğretmen demem.
  • “Eğitimde çok şey söyledik yapın diye yapmadılar, para yok diyorlar. 24 Kasım Öğretmenler Gününde neden bir maaş ikramiye verilmesin. Bütçede para var öğretmene verme konusunda siyasi tercih yok. Tercih olsa verecek.
  • “Siyasi tercihlere saygı duyarım, öğretmen çocuğumu eğitecekse sorunu olmamalıdır. O sorunu almalıyız.
  • “İktidar söylediğim beş maddeyi yapamaz, iradesi yok bunu yapmaya. İradesi birilerinin ipoteği altında. Londra’daki FETÖ’cülerin, faiz lobilerinin ipoteği altında.

MASKE DAĞITMAKTAN ACİZ

  • “COVID-19 yaşıyoruz. Beş maskeyi dağıtmaktan aciz olan iktidar Türkiye’nin sorunlarını çözeceğim, adalette ekonomide reform yapacağım diyor. Yapamazsın kardeşim, sende böyle bir irade yok.
  • “Sabah 10 işle akşam 20 arasında virüs terbiye edilmiş bulaşmıyor. Bütün dünya bize gülüyor. Önlem böyle mi alınır? bilim Kurulu’na değinmek istiyorum. Siz profesörlersiniz aranızdan bir sözcü çekip şu önlemler alınmalı demediniz, siyasi iktidar size izin vermedi, vermediyse orada ne işiniz var? Bir sözcü seçemediniz aranızdan. ‘Biz söylüyoruz onlar yapmıyorlar.’ Onlar yapmıyorlarsa senin orada ne işin var. Yapmıyorlarsa ayrılacaksın. Düşüncemizi söylüyoruz bunlar uymuyorlar diyeceksin. Beş maskeyi dağıtamadılar ama en başından beri neler yapılması gerektiğini çok iyi niyetle söyledik. Şimdi söylüyorum. En baştan beri nelerin yapılması gerektiğini söyledik. Ekonomik sosyal konseyi, esnafı, işçiyi dinle bakalım dedik. Hiç dinlemiyorsun çözüm ürettim diyorsun.

40 YIL VERGİ ÖDEYEN VATANDAŞA 40 GÜN BAKAMADILAR

  • “Esnafa dükkanı kapat diyorsun. İyi kapatalım, neyle geçineceğiz? Diğer devletler kirasını ben ödeyeceğim diyor. Bunu söyleyeceksin. Sosyal devlet dediğiniz budur. 40 yıl vergi ödeyecek 40 gün bakamayacak. O zaman soracaksın paralar nereye gitti diye.
  • “Bütün dünyada alay konusuyuz. Rakamlar açıklanmıyor. Devletin itibarı sarsılırmış. Yalan söyleyen devletin itibarı olur mu? Rakam açıklamazsınız tamam, bunun bir anlamı vardır ama gerçek ölümleri gizleyip göstermelik rakamlar açıklarsanız dünya size inanmıyor. Gerçekten insan üzülüyor.
  • “Sabah 10 ile 20 arasında serbest, virüs insanlara dokunmuyor çünkü o saatlerde. Akşam 20’den sonra 155 bin tekel bayi var, bunlar kapatacaklar. 24’e dek ruhsatı olan binlerce bakkal var. Ne olacak bunlar? Kirasını mı ödeyeceksin para mı vereceksin imkan mı sağlıyorsun, hayır.

Okumaya Devam Et

GÜNCEL HABERLER

Ana Sayfa - Gizlilik Politikası - Künye
Copyright © 2020 Antalya Siyaset Gazetesi | Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.