Sosyal Medya

Siyaset

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Antalya siyasette marka şehir olacak”

Ekleme Tarihi:

-

dışişleri bakanı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) 3 Temmuz Cuma günü yapılan Aylık Olağan Meclis Toplantısına videokonferans yöntemiyle katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan önemli açıklamalar

Bakan Çavuşoğlu, “Bu dönemde G20 ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlarla yaptığımız temaslarda ticaretin önündeki engellerin kaldırmamız gerektiğini söyledik. Özellikle lojistik konusundaki engellerin kalkması konusunda, tedarik zincirlerinin engellenmemesi, kargo trafiğinin sürdürülmesi, uluslararası taşımacılığın normal seyrinde devamı için yoğun çaba sarf ediyoruz” dedi.

ANTALYA Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun katılımı ile videokonferans yöntemiyle gerçekleştirildi. 3 Temmuz Cuma günü yapılan toplantının açılışında bir konuşma yapan ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na katılımından dolayı teşekkür ederek, gündem hakkında bilgiler verdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, küresel çapta eşi benzeri görülmemiş bir dönem yaşandığını belirterek, “Pandemi hepimizi etkiledi. Antalya’mızın tabi bu süreçten etkilenmemesi mümkün değil. Hedefimiz ülkemizin bu süreçten en az etkilenerek çıkması. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız ve Hazine Bakanımız başta olmak üzere hepimiz büyük gayret gösteriyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı olarak yoğun bir diplomasi trafiği sürdürdüklerini belirten Çavuşoğlu, “Özellikle bu dönemde G20 ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlarla yaptığımız temaslarda ticaretin önündeki engellerin kaldırmamız gerektiğini söyledik. Özellikle lojistik konusundaki engellerin kalkması konusunda, tedarik zincirlerinin engellenmemesi, kargo trafiğinin sürdürülmesi, uluslararası taşımacılığın normal seyrinde devamı için yoğun çaba sarf ediyoruz” diye konuştu.

“Tedarik kaynakları zenginleşecek”

Pandemi döneminde Çin’e yönelik bir güven bunalımı yaşandığını, bunun Türkiye için fırsatlar barındırdığını ifade eden Çavuşoğlu, “Hiç kimsenin kötülüğünü istemeyiz ama bu pandemi gösterdi ki artık ülkeler tedarik kaynaklarını zenginleştirmek, çeşitlendirmek istiyor. En yakın, en hızlı şekilde tedariğini sağlamak için alternatiflere yönelecekler. Böyle bir durumda da nereden bakarsanız bakın hangi kriteri koyarsanız koyun Türkiye ve Antalya’mız bu alternatiflerin içinde olacak. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım. İhracatımızın artması ve yeni küresel üretim merkezlerinin olmak için gayret sarf ediyoruz. Memnuniyetle söylemek isterim ki, dün kabine toplantısında da sunum yaptılar, başta ticaret bakanımız olmak üzere, burada ihracatımız artmaya başladı hızlı bir şekilde, üretim kapasitemiz aynı şekilde artıyor, çarklar dönmeye başladı. Ama bu istediğimiz seviyeye gelinceye kadar da bu desteği devam ettirmemiz gerekiyor, başta TOBB Başkanı Rifat Bey olmak üzere bu talepleri beklentileri hükümetimize iletiyorlar, biz de zaten bunları destekliyoruz. Ama yurt dışında da yavaş yavaş yeni normale geçerken, bizim yurt dışındaki ihracat çalışmalarımız da ihracatın artması için yine katkı sağlayacağız. Biz Dışişleri Bakanlığı olarak, tüm büyükelçilikler ve başkonsolosluklarımızla yurt dışındaki firmalarımız için de çalışıyoruz. İhaleleri Türk firmalarından birisi alsın diye çaba sarf ediyoruz ki, bundan sonra bu çabalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. İhracatımızın artması için, yurt dışındaki yatırımların artması için bu çabalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Diplomasi ağı”

Türkiye’nin dünyanın 5. büyük diplomasi ağına sahip olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Dünyanın her yerindeki fırsatları derliyor kurumlarımıza gönderiyoruz. Avrupa’da Asya’da Afrika’da Amerika’da hangi alanda ne tür fırsatlar var, büyükelçilerimiz bir rapor hazırladılar ve bunları kitap haline getirdik. Ayrıca dünya nereye gidiyor bu konuya da kafa yoruyoruz, uzmanlarla çalışıyoruz, dışarıdan da farklı görüşleri alıyoruz. Covid sonrası küresel sistemle ilgili eski sorunlar yeni trendlerle ilgili sadece Türk aydınların görüşleriyle yetinmedik, Nobel ödüllü düşünürler, eski devlet başkanları ve her etnik gruptan ve dini görüşten önemli kişilerden makale istedik. Görüşlerini bize gönderdiler. Covid 19 sonrası dünya, işbirliği mi rekabet mi? İnşallah bu eserleri sizlerle de paylaşacağız” dedi.

“Antalya siyasette marka şehir olacak”

Bu yıl hayata geçmesi planlanan “Antalya Diplomasi Forumu”nun pandemi dolayısıyla yapılamadığını belirten Çavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu olarak dünyanın önemli kuruluşlarıyla ortak video konferanslar düzenlediklerini söyledi. Çavuşoğlu, “Gelecek sene mart ayında inşallah Antalya Diplomasi Forumu ile birlikte Antalya’nın marka değerini beraber arttıracağız. Antalya tıpkı Davos gibi uluslararası siyasette de marka bir şehir olacak” diye konuştu.

“ATSO’nun vizyonu”

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmalarından etkilendiğini belirten Çavuşoğlu, “Başkanımız Davut Çetin ve ATSO’nun vizyonundan etkileniyoruz. Gerçekten bu Antalya 4.0, şimdi tarım 4.0 gibi, bilişim ve teknolojiyle ve dijitalleşmeyle ilgili çalışmalarınızı takdir ediyoruz. Bize geçen sene esasen pandemi olmadan Büyükelçiler konferansında yeni inisiyatif olarak dijital diplomasiyi açıklamıştık. Antalya diplomasi forumunu gerçekleştirseydik, ana teması dijital çağda diplomasi olacaktı. Gelecek sene de bu ana temayı koruyacağız çünkü bu pandemi gösterdi ki dijitalleşme ve dijital diplomasi her zamankinden daha önemli. Diğer taraftan Antalya ile ilgili bu temas ettiğiniz teknoloji kenti oluşturma projemiz eskiden açıklamıştık, boş bir seçim vaadi değildi. Antalya’nın tarım, turizm ve ticaretin dışında gerçekten bir teknoloji şehri olması gerek, İstanbul’dan sonra tek alternatif bu anlamda Antalya’dır. Antalya tüm özelliklere sahiptir, bunu birlikte sizlerin desteğiyle başaracağız. Şu anda milletvekili arkadaşlarımızla da bu konuda çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu konuşmasının ardından meclis üyelerinden gelen soruları yanıtladı.

ATSO Başkanı Davut Çetin ise daha sonra oda çalışmaları ve Antalya ekonomisindeki son durumu değerlendirdi. Konuşmasına katılımı için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na teşekkür ederek başlayan Davut Çetin, “Türkiye Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de önemli bir mücadele vermektedir. Avrupa Birliği ve Almanya’nın seyahat kısıtlamalarını kaldırmak üzere ciddi bir diplomasi yürütülmektedir. Bakanımıza bu yoğun ve önemli gündemi içinde bize zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum” dedi.

“Can simidi”

Antalya ekonomisi hakkında bilgiler veren Davut Çetin şunları kaydetti:

“Mart ayından bu yana hepimiz yoğun bir çabanın içindeyiz. Mart ve Nisan ayında en büyük derdimiz iş yeri kapanmaları ve sektörlerin kredi ihtiyacıydı. Kredi temini için TOBB ve bankalar nezdinde çok uğraştık. Valiliğimizle birlikte iş yerleri çalışma saatleri, şehir merkezinde ticaretin açılması canlanması için çalıştık. Kaleiçi’nde turizmin canlanması için düzenlemeler yaptık. Bu dönemde Hükümetin kredi ve istihdam destekleri can simidi olmuştur. Ekonomi Haziran ayında toparlanmaya başlamıştır, fakat pandemi etkileri turizmde, eğitim sektöründe, yeme-içme, perakende gibi birçok sektörde devam etmektedir. Oda olarak mayıs ayında önemli bir çalışma başlattık ve pandeminin bölgemiz ekonomisine etkisi konusunda bir rapor, ayrıca bir de anket çalışması gerçekleştirdik. Yani tespitlerimiz ve taleplerimiz bilimsel raporlara dayanmaktadır. Bu raporlarımızı size ayrıca takdim edeceğiz. Antalya pandemiden en iyi korunan il olduğu halde ekonomik açıdan en fazla etkilenen il olmaktadır.”

“Turizmde beklenti”

Turizmde bu yıl yabancı ziyaretçi sayısında 2,5 veya 5 milyon civarında bir yere doğru gittiklerini dile getiren Çetin, “Esasen bu sadece Avrupa’nın karar alması meselesi değildir. İspanya ve Yunanistan sınırları açılmıştır, ama turist yoktur. Yunanistan’da da ciddi düşüş beklenmektedir. Çünkü Avrupa’da çoğunluk ya tatile çıkmamakta ya da kendi bölgesinde, ülkesinde tatil yapmaktadır. Geçen hafta Avrupa’daki uçuş trafiği geçen yılın yüzde 75 altındadır. Ağustos ayında ancak yüzde 50’ye gelmesi beklenmektedir” dedi.

“Antalya’da yüzde 22 daralma öngörüsü”

Yapılan çalışmaya göre bu yıl Antalya ekonomisini yüzde 15 ile yüzde 22 arasında bir daralma ve gelir kaybının beklediğini belirten Davut Çetin, “Bu gelir kaybının bir kısmı 2,5 aylık iş yeri kapanmalarından gelmektedir, büyük kısmı ise turizm etkisidir. Zaten elimizde uçak krizini yaşadığımız 2016 yılının resmi sonuçları bulunmaktadır. 2016 yılında dış turizmde yüzde 43 düşüş yaşadık, diğer sektörlerde bugünkü gibi bir durum yoktu. Türkiye ekonomisi nominal olarak yüzde 11,5 büyürken, biz Türkiye ortalamasına göre yüzde 9,5 gibi bir kayıp yaşamıştık. Şimdi yaptığımız simülasyon çalışması da birkaç sektör dışında genel bir gelir kaybı yaşanacağını göstermektedir” dedi.

“Destekler sektöre göre seçici olarak verilmelidir”

Pandemiden yoğun etkilenen işletmeler için kira desteği verilmesini isteyen Davut Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:  “Anketlerimize göre üyelerimizin yüzde 85’i kiracı durumdadır. Özellikle turizme bağlı, yeme-içme, perakende gibi sektörlerde, AVM işletmelerinde kira en büyük sorundur. Bu sektörler 3 aya yakın kapalı kalmıştır, şimdi de çok düşük kapasiteyle çalışmaktadırlar. Pandemiden yoğun etkilenen işletmeler için kira konusunda bir çözüm veya taraflar arasında uzlaşma devletin görevi olmalıdır. Ekim ayı sonrasında vergi ve SGK borçlarının birikmiş olması, Antalya için bir risktir. Antalya’da konaklama, yeme-içme, eğitim, ulaştırma, özellikle AVM’lerdeki market dışı perakende sektörü, eğlence, spor mekanları ve kültür sektörü, kişisel bakım sektörlerinde mutlaka destekler devam etmelidir.  Turizm ve turizme bağlı sektörlerde işsizliği önlemenin, vasıflı elamanı korumanın tek yolu istihdam desteği sağlanmasıdır. Biz istihdam desteği beklerken, son dönemde tam tersi yönde gelişmeler konuşulmaya başlanmıştır. İşsizlik ödeneğinin artırılması gibi adımları kesinlikle kaldıramayız. Lütfen bu fon konuları şu dönemde gündeme gelmesin.”

“Yaş sebze meyve ihracatında artış”

Pandemi döneminde üretim, ihracat ve yatırımda en iyi performansı tarım sektörünün gösterdiğini belirten Davut Çetin, “Yaş meyve sebze ihracatımız altı ayda yüzde 27 oranında artmıştır. Ancak sektörde girdi maliyeti artışı ve girdi finansmanı sorunu yaşanmaktadır. Tarımda önümüzdeki aylarda girdi finansmanına dikkat edilmelidir. Bu dönemde birçok sektör girdi maliyetlerinde artıştan yakınmaktadır. Ekonomi yönetimi bu konuları da dikkate almalıdır” dedi.

“Yeni normale ayak uydurmalıyız”

İçinde bulunduğumuz dönemde Hükümet ve bürokrasiyle STK’lar arasında daha etkin işbirliği mekanizmasının etkin olması gerektiğini vurgulayan Davut Çetin, “Özel sektörün gündemiyle siyasetin gündemi daha paralel gitmelidir. Uzlaşma millet olmanın gereğidir. Şu dönemde bir uzlaşma ve kucaklaşma moraline herkesin ihtiyacı var. Hem ekonomi yönetimine hem de bütün girişimcilerimize yeni normal konusunu anlatmalıyız. Pandemi sonrası dönemde öne çıkabilmek için sektörlerimiz, işletmelerimiz, eğitim kurumlarımız yeni normale ayak uydurmalıdır. Pandemi tüketim ve yaşama alışkanlıklarını değiştirmiştir. Dolayısıyla yıl sonunda aşı bulunsa, gelecek yıl herkes aşı olsa bile bazı sektörlerde tamamen eskiye dönüş olmayacaktır. Ayrıca turizmde geçmiş tecrübelerimiz toparlanmanın 2 yıl sürdüğünü göstermektedir. Herkes bu süreçten gerekli sonuçları çıkarmalıdır” diye konuştu.

“Dijitalleşmenin önemi”

Pandemi sürecinde dijitalleşmenin öneminin daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Davut Çetin şunları söyledi:  “Bu krizden hızlı çıkışın anahtarı dijitalleşme, şeffaflık ve iletişimle güven tesisi, iklim değişikliğiyle mücadele, fintek ve blok zincir teknolojilerine yatırım gibi alanlarda ilerlemektir. İşletmelerimizin krediyi krediyle ödeme durumuna gelmemesi için sektörlerin ve işletmelerin bu dönüşümü başarması gereklidir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde pandemiden etkilenen sektörler dışında kredi destekleri koşullu verilmelidir. Artık genel krediler yerine renovasyon kredisine, proje kredisine, dijital dönüşüm kredisine, sera modernizasyonu ve akıllı tarım kredisi gibi kredilere geçmeliyiz. Biz oda olarak 4 yıldan bu yana Antalya 4.0 konseptiyle dijitalleşme, inovasyon ve e-ticaret konusunda çok çalışma yaptık. İnovasyon merkezi kurduk, e-ticaret danışmanlık hizmeti veriyoruz. Pandemi bize dijital turizmin önemini göstermiştir. Şu dönemde dijital pazarlamada çok daha ileride olmamız gerekirdi. Bu nedenle baştan beri Turizm Ajansında destinasyon ayağına önem verilsin dedik.  Artık turizmde, tarımda ve ticarette veri yönetimine geçmemiz gerekiyor. Antalya’da büyük veri merkezi kurmalı ve Antalya’yı bu alanda pilot il yapmalıyız. Bu konuyu sizinle daha önce konuşmuştuk.”

“EXPO’ya slikon vadisi”

Bakan Çavuşoğlu’nun Antalya ile ilgili projeleri arasında “EXPO alanında Silikon Vadisi veya Bilişim Vadisi” konusunu gündeme getirdiğini hatırlatan Davut Çetin, “Bu çağda bilişim vadileri sanayi siteleri gibi kentlerin olmazsa olmazı olmuşlardır. Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden birisi olarak dünyaya açılmalıyız. Böyle Antalya hem yeni bir alanda gelişir hem de dijital turizme geçiş hızlanmış olur. Turizm sektörümüz de pandemiden gerekli dersleri çıkarmalıdır. Bu dönemde turizmde halen eskisi gibi kıyı yatırımlarına devam edildiğini görüyoruz. Bu dönemde butik oteller, doğa turizmi öne çıkmıştır. 20 yıldır kitle turizminde yeni kapasiteye gerek olmadığını konuşuyoruz, ama halen bir değişim başlatamıyoruz.

Sağlık turizmi gibi alanlarda atağa geçmeliyiz. Biz de Oda olarak, bilişim ve sağlık sektöründe ihracatı desteklemek için HİSER projeleri için çalışıyoruz. Sağlıkta yol almaya başladık. Bu iki sektörü Antalya’da çok daha ileri noktalara götürmeliyiz. Sizin Hestourex organizasyonuna desteğiniz sağlık turizmi için son derece önemlidir. Antalya ekonomisinin yeni bölgesel yatırımlara da ihtiyacı bulunmaktadır. Korkuteli Mermer Organize Sanayi projesini başlattık. Mermerde çevreci ve katma değeri yüksek bir üretim ve ihracat modeline geçmeyi hedefliyoruz. Batı Akdeniz bölgesi olarak, meyve sebze,  kesme çiçek gibi ihracatta hava kargoyu daha fazla geliştirmeliyiz. Isparta havalimanını kargo merkezi gibi değerlendirebiliriz. İhracatta önemli bir sorun Antalya limanı maliyetleriydi, yoğun çabayla bir miktar indirim sağladık, ama halen bu konuda yakınmalar vardır. İhracatta bir önemli konu da yurtdışındaki ticaret müşavirlik hizmetlerinin güçlendirilmesidir, bu konuda gelişmeler oldu, ama müşavirliklerimiz çok daha güçlü hale gelmelidir” dedi.

“Tedbirlere dikkat”

Konuşmasının sonunda üyelere bir çağrıda bulunan Davut Çetin, “Antalya bugüne kadar pandemiden mümkün olan en iyi biçimde korunabildi. Fakat salgın devam ediyor ve şu dönemde Antalya’yı korumak, turizmde ve ticarette güven sağlamak daha önemli hale gelmiştir. İş yerlerinde gerekli sosyal mesafe ve hijyen önlemleri ciddiyetle devam etmeli, rehavet ve ihmal olmamalıdır. Lütfen her komite sektöründeki üyelerini uyarsın. Bu dönemde her işletme gerekli önlemleri almalı, bunun tanıtımını dijital ortamda yaparak güven sağlamalıdır” ifadesini kullandı.

Siyaset

Ağıralioğlu ‘Abdulhamit de bir Atatürk de’ dedi, ortalık karıştı!

Katıldığı bir canlı yayında gündeme dair konuşan İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, büyük tepki çekti. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve İYİ Parti’den üst düzey isimler Karaalioğlu’nun sözlerini eleştirdi.

Yayımlandı:

on

İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, ‘Abdulhamit de bir Atatürk de’ dedi; ilk tepki kendi partisinden geldi!

Katıldığı bir canlı yayında gündeme dair konuşan İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, büyük tepki çekti. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve İYİ Parti’den üst düzey isimler Karaalioğlu’nun sözlerini eleştirdi.

BTP genel başkanı Hüseyin Baş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk Devrimi’nin önderi, Osmanlı monarşisine son verip halk egemenliğine dayalı cumhuriyeti tesis eden Mustafa Kemal Atatürk ile Osmanlı padişahlarından İkinci Abdulhamit’i bir tutan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’na tepki gösterdi.

BTP lideri Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Abdülhamit ne ise Atatürk o değildir” dedi.

Öte yandan Ağıralioğlu’na kendi partisinden de tepki gecikmedi. İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Meral Akşener’e en yakın isimlerden olan Yavuz Ağıralioğlu’nun sözlerini paylaşarak, “Tarihimizi inkar etmiyoruz… Ancak ‘Abdulhamit neyse Atatürk odur’ sözünü ben kabul etmiyorum” dedi.

Okumaya Devam Et

Siyaset

SON DAKİKA! Bülent Arınç istifa etti!

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi AKP’nin önemli isimlerinden Bülent Arınç, Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Yayımlandı:

on

bülent arınç istifa 1

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi AKP’nin önemli isimlerinden Bülent Arınç, Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Bülent Arınç, Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Bülent Arınç, Twitter hesabından yaptığı yazılı açıklamada Yüksek İstişare Kurulu Üyeliğinden ayrıldığını duyurdu.

Arınç’ın açıklamasının tamamı şöyle:

“Bir televizyon kanalında yaptığım konuşmalar, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olduğundan aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim.
Konuşmamım ana ekseni, yargıda yapılacak reform konusuydu. Bir hukukçu olarak bu konudaki görüşlerimi açıkladım.

Ömrüm boyunca hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını savunan birisi olarak yine aynı görüşlerimi dile getirdim. Gazeteci arkadaşımız program esnasında soru sorarken isim zikrettiğinde, “isimler üzerinden tartışamayalım” diye altını çizmeme rağmen evrensel hukuk, adalet ve yargının sorunları üzerine dile getirdiğim flkirlerimin bu isimlerin gölgesinde kalmasından ve meselenin özünün kaçınılmasından üzüntü duyduğumu belirtmeliyim.

Tartışmalar öylesine yanlış yere götürüldü ki, beni Yasin Börü’nün katilleriyle, 15 Temmuz şehitlerimizin katilleri FETÖ ile yan yana gösterme gafletine kadar gitti. Asla bu ithamları kabul etmiyorum ve reddediyorum. Yasin Börü için döktüğüm göz yaşı da terör örgütleri FETÖ ve PKK’ya yönelik sözlerim ve tavrım da bellidir.

Tüm bunları burada yeniden dile getirmeyi kendime zul sayarım. Yine aynı televizyon programında dile getirdiklerim, Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi olmam hasebiyle farklı yönlere çekildi. Oysaki programda görüşlerimi, YİK üyesi olarak değil, TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç olarak açıkladığımı defalarca belirttim.

Konuşmama yönelik seviyeli ve saygın eleştirilerin tümüne saygı duyuyor ve not alıyorum. Ancak şahsıma karşı içlerinde duydukları kin ve nefretlerin dışa vurumu olan seviyesiz hakaretleri sahiplerine iade ediyorum.

Türkiye’nin yargı, ekonomi ve başka alanlarda reformlara duyduğu ihtiyaç aşikardır. Ülkemizin rahatlamasına ve milletimizin dertlerine çare bulunmasına ihtiyaç vardır.

Bahsi geçen televizyon programında da defalarca belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki iradesini gördüm ve destekliyorum. Ancak benim konuşmamın, şahıslar üzerinden farklı zeminlere kaydırılması sebebiyle, reform çalışmalarını engelleyeceğine dair kaygılandığımdan, Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevimden ayrılmamın daha uygun olacağına karar verdim.

Kurul üyeliği görevimden ayrılma talebimi Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettim ve kendileri de bunu uygun gördüler. Karşılıklı iyi niyet temennileriyle helalleştik ve görevimden ayrıldım. Bu süre zarfında verimli çalışmalar sürdürdüğüm Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Yüksek İstişare Kurulu üyesi arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin ülke yararına yapacağı her türlü çalışmayı, milletin faydasına olacak her türlü reformu destekleyeceğimin bilinmesini isterim. Hayatım boyunca doğru söz, doğru ilke, dürüstlük ve vicdanımın sesi rehberim oldu.

Bu yüzden çok bedel ödedim ama bundan asla vazgeçmedim. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğim. Derdimiz memleket derdidir. Memleketimizin huzura, refaha ve mutluluğa kavuşması için ne fedakârlik yapmamız gerekirse, tereddüt etmeden yaparız. Yeter ki vatan sağ olsun.”

ERDOĞAN’IN EN YAKINI FAHRETTİN ALTUN’UN İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

İletişim Başkanlığı’ndan ise şu paylaşım yapıldı: Sayın Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği görevinden ayrılmayı talep etmiş, sayın Arınç’ın talebi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir

Okumaya Devam Et

Siyaset

CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan önemli açıklamalar!

AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğitim politikasını, Avrupa Birliği’nin Almanya başta olmak üzere Türkiye karşıtı eylemlerini ve ‘işsizlik yok iş beğenmeme var’ diyen Diyarbakır valisini eleştiren Kılıçdaroğlu, önemli mesajlar da verdi.

Yayımlandı:

on

kılıçdaroğlu 24 kasım grup 1

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eğitim politikasını, Avrupa Birliği’nin Almanya başta olmak üzere Türkiye karşıtı eylemlerini ve ‘işsizlik yok iş beğenmeme var’ diyen Diyarbakır valisini eleştiren Kılıçdaroğlu, önemli mesajlar da verdi.

İşte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 24 Kasım 2020 CHP Salı grup toplantısı konuşmasında önemli başlıklar…

  • “Adaleti sağlayacak olan kişiler hakimlerdir. Yargı makamında kürsüde oturanlardır. Sadece hukuki değil vicdanını da sesini dinlemek zorundadır hakimler. Adalet öyle gerçekleşir. Adalet önce insanın vicdanında, ahlakında, erdeminde, bilgisinde, düşüncesinde olmalıdır.”
  • “Vali taraf tutuyorsa o olmaz. Vali devlet adamı gibi davranmak zorundadır. Valilik makamı sıradan bir makam değildir. Diyarbakır Valimiz bir açıklama yapıyor. İşsizlikle ilgili ‘mesele iş beğenmemektir’ diyor. Bunun üzerine il Başkanına telefon ettim dedim ki ‘gerçekten Diyarbakır’da iş var yapacak insan yok diye tablo var mı?’ ‘Hayır böyle bir şey yok, binlerce insan işsiz’ dedi.
  • “Sayın valim bu tür laflar size yakışmaz. İşsiz var mı var, dünya kadar var. 81 ilin tamamında yüzbinler işsiz. 10 binler yatağa aç giriyor. Hak arayanların önüne baraj koyuyorsunuz. Gebze’de işçiler. İşten atılmışlar bir kısmı da ücretsiz izne çıkarılmışlar. Aç kalacağız diyorlar. Ankara’ya gideceğiz polis engel oluyor. Yani Anayasa açıkça çiğneniyor. Şiddet yapsalar haklısın diyeceğiz ama bu insanlar iş istiyorlar hak istiyorlar ekmek, çalışmak istiyorlar. Sen yasak getiriyorsun, polis aracılığıyla şiddet uyguluyorsun. Şiddet kimden gelirse gelsin karşı çıkmak zorundasın.
  • “Bir gemimiz uluslararası sularda durdurularak usulsüz şekilde baskın yapıldı ve arandı. Ne oluyor Allah aşkına. Benzer bir olay İsrail’e girişte olmuştu. Yine uluslararası sularda İsrail askerleri inmişlerdi ve bizim vatandaşlarımızı silahla öldürmüşlerdi. Dava açtık hep birlikte karşı çıktı. Bir gece yarısı Meclis’te çıkan kanunla Türkiye Cumhuriyeti Devleti açtığı davadan vazgeçti.
  • “Almanya’yı da İtalya’yı da şiddetle kınıyoruz bizim gemimize yaptıkları baskın dolayısıyla. Hükümetten bu konuda çok açık ve çok net yanıt bekliyoruz.
  • “Çağdaşlaşmak istiyoruz ama batının Türkiye’ye karşı çifte standart uyguladığını hepimiz biliyoruz. En açık örneği Kıbrıs’tır. Türkiye’de eser gürlerle orada kapı arkasında ‘talimatınız var mı’ derler.
  • “Bir ulusun bir milletin en güçlü kaynağı yetişmiş insan gücüdür. Bir ülkede yetişmiş insan gücü varsa o ülke dünyanın en zengin ülkesidir. Yetişmiş insan gücünü, bir ülkeyi dünyada söz sahibi yapan insan gücünü yetiştirenler öğretmenler. O nedenle öğretmenler dünyanın tüm saygın ülkelerinde el üstünde tutulurlar, en başta saygı duyulacak kişi olarak görülürler. Öğretmenler sadece çocuklarımızı yetiştirmezler, içinde bulundukları toplumun da kanaat önderleridir. Derdi olan biri ‘En iyi öğretmen bilir’ diye öğretmenin kapısını çalar. Öğretmen aynı zamanda bir güven timsalidir. Bütün anneler babalar çocuklarını büyük bir özgüven içinde öğretmene teslim eder. Öğretmen tüm sevgisiyle çocuğu kucaklar, onu yetiştirir. Öğretmen yaşam boyu eğitimin ne denli önemli olduğunu çok iyi bilir. Öğretmen hem kendisi hem yetiştirdiği çocukların yaşam boyu eğitime önem vermelerini ister. Öğretmen hepimizin ilham kaynağıdır.
  • Öğretmen toplumun bugününü ve geleceğini belirleyen bir kimliğe sahiptir. Bizim aydınlanmamızın kaynağıdır öğretmen.
  • “Türkiye’nin beş temel sorunundan söz etmiştik. Bunlardan biri eğitim. Eğitim bir ülke dünyada söz sahibi olmak istiyorsa saygın olmak istiyorsa, büyük buluşlara imza atmak istiyorsa, eğitime önem vermek zorundadır. Finlandiya’da eğitim reformunu gerçekleştiren bakan yardımcısını Türkiye’ye davet ettik reformu nasıl gerçekleştirdiklerini kendisinden dinledik. Gönül isterdi ki MEB’in tüm kadroları orada olsun, olmadı.
  • “Eğitim bu kadar önemliyken eğitimimiz gerçekten milli mi? Hem milli hem de evrensel değerlerle uyum içinde mi? Yedi bakan değişti yedi milli eğitim politikası oluştu. Senin çocuğunu 18 yıldır denek olarak kullanıyorlar. Biz bunu düzelteceğiz.

ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR

  • “Öğretmenler gününde öğretmenlerin dertleriyle uğraşıyoruz. Liyakatın yerini torpil alınca, bugünkü nokta ile karşı karşıya kaldık. Eğitim sistemimiz sorunlar yumağı içinde. Kadrolu, ücretli, sözleşmeli öğretmen aynı derse giriyor ama her birisi farklı ücret alıyor. Öğretmenlere de adalet lazım. Öğretmenler geçinemiyorlar.
  • “İnternet üzerinden eğitim veriyoruz 3 milyon 37 bin öğrencinin interneti yok. 18 yıldır ülkeyi yönetiyorlar. Bir öğretmen arkadaşım ‘son 10-15 yılda öğretmenlik çok değersizleştirildi’ dedi. Sevgili öğretmenim benim ve CHP’lilerin dönemi seni toplumun en saygın kişisi durumuna getirmektir.
  • “Bir başka öğretmen ‘Bize evinizde buzdolabı var mı diye soruyorlar, bize sizin evinizde bilgisayar internet var mı bunu sorun’ diyor. Bu soruyu sormak yönetenlerin akıllarına gelmiyor çünkü yönetemiyorlar.
  • “Atamasını bekleyen öğretmenler. Üniversiteyi bitirdiler öğretmen olmak için. Ama bugün yüz binlerce öğretmen atanamıyor. Hani bütün okullarımız ihtiyaca cevap veriyorsa, hani çocuğun olduğu her yerde okullar, okullarda öğretmenler varsa her şey tamam diyeceğiz. Ama Sayıştay’ın raporu yeni çıktı. 138 bin 393 öğretmen eksiği var diyor. Dışarıda da atama bekleyen 100 binler var. Niye yapmıyorlar? 3 bin 600 ek göstergeye itiraz ettiler para yok falan filan. Sonra onlar da vereceğiz dedi. En yetkili kişi söyledi. Güzel. Yıllar geçti. Emekliliği gelmiş olan öğretmenler 3 bin 600 ek göstergeyi bekliyorlar. Söz verdiniz, verin. 138 bin öğretmen açığına 100 bin daha eklenecek.
  • “Köy okullarının açılması gerekiyor. Taşımalı eğitime son verilmesi lazım.
  • “Şu anda eğitime devam edemeyen 20 bin üzerinde öğretmen var, kronik rahatsızlığı nedeniyle. Doktora yapıp çekirdek satan atama bekleyen öğretmen var. 21. yüzyılın Türkiyesi’nin en büyük ayıbıdır. Üniversiteyi hangi koşullarda okuduğunu biliyorlar mı Türkiye’yi yönetenler.”Bütün bunların tamamı bir siyasi tercihtir. Hem atama bekleyen hem de şu anda görevde olan öğretmenler için söylüyorum. Parayı nereye harcayacaksın. Eğitime mi harcayacaksın Londra’daki tefecilere mi vereceksin? Karar budur.
    “Öğretmenlere söyledim 3 bin 600 söz verildi mi, verildi. Sana 3 bin 600 ek gösterge sözü verip 3 bin 600 ek gösterge vermiyorlarsa ‘Sana oy yok’ diyeceksin.

    “Atama bekleyen öğretmenler kampanya açtılar 60 bin kişi atansın diye. Yapmıyorlar, yapmazlar. Çünkü onların amacı farklı. Onlar diyor ki nasılsa öğretmenler gelip bize oy verecekler diyor. Kampanya açın arkadaşlar, 3 bin 600 ek gösterge vermiyorsan sana oy yok. Sözü o verdi. Talimatı verirse bugün öğleden sonra 3 bin 600 ek gösterge çıkar. Olmuyor.

“Ne yapmalı? Siz iktidar olunca ne yapacaksınız diye sorabilirler. Biz ne yapacağız?

  • “Bir öğretmenler meslek kanunu çıkaracağız. Öğretmenleri devlet memurları kanunundan çıkaracağız. Öğretmeni toplumda en saygın konuma getireceğiz. Özel bir yasası olacak öğretmenliğin. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında maaş almayacak.
  • “Eğitim yatırımları için özel yasal düzenleme yapacağız. Köy okulları yeniden açılacak. Eğitimin tüm bileşenleri ile oluşturulacak bir politika ile eğitim üretime dönük, çağdaş olacak. Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. Bu okullar yatılı, en az 6 yıl olacak, 3. sınıftan itibaren öğrenci ilgili fabrikada staj yapacak, staj yaptığı yıllar sosyal güvenlik primini devlet ödeyecek. Üniversiteye gitmek istediğinde artı 5 puanla girecek. Bunlara çağdaş köy enstitüleri diyoruz. Her okulun kendi bütçesi olacak. Okul Aile Birliği ile birlikte bütçe yönetilecek.
  • “Bu bir siyasi tercih, biz bunu yapacağız. Onlar öğretmenleri sevmiyor, biz seviyoruz. Onlar bilimi sevmiyor, biz bilimi seviyoruz. Onlar savurganlığı, biz adaleti hakkı hukuku paranın yerinde ve zamanında kullanılmasını savunuyoruz. Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunuruz. Aramızda siyahla beyaz kadar fark var. Öğretmenler bunu gayet net bilsinler, 5 tane çözüm.
  • “Hala iktidarın peşinde giden öğretmen varsa kimse kusura bakmasın ben ona öğretmen demem.
  • “Eğitimde çok şey söyledik yapın diye yapmadılar, para yok diyorlar. 24 Kasım Öğretmenler Gününde neden bir maaş ikramiye verilmesin. Bütçede para var öğretmene verme konusunda siyasi tercih yok. Tercih olsa verecek.
  • “Siyasi tercihlere saygı duyarım, öğretmen çocuğumu eğitecekse sorunu olmamalıdır. O sorunu almalıyız.
  • “İktidar söylediğim beş maddeyi yapamaz, iradesi yok bunu yapmaya. İradesi birilerinin ipoteği altında. Londra’daki FETÖ’cülerin, faiz lobilerinin ipoteği altında.

MASKE DAĞITMAKTAN ACİZ

  • “COVID-19 yaşıyoruz. Beş maskeyi dağıtmaktan aciz olan iktidar Türkiye’nin sorunlarını çözeceğim, adalette ekonomide reform yapacağım diyor. Yapamazsın kardeşim, sende böyle bir irade yok.
  • “Sabah 10 işle akşam 20 arasında virüs terbiye edilmiş bulaşmıyor. Bütün dünya bize gülüyor. Önlem böyle mi alınır? bilim Kurulu’na değinmek istiyorum. Siz profesörlersiniz aranızdan bir sözcü çekip şu önlemler alınmalı demediniz, siyasi iktidar size izin vermedi, vermediyse orada ne işiniz var? Bir sözcü seçemediniz aranızdan. ‘Biz söylüyoruz onlar yapmıyorlar.’ Onlar yapmıyorlarsa senin orada ne işin var. Yapmıyorlarsa ayrılacaksın. Düşüncemizi söylüyoruz bunlar uymuyorlar diyeceksin. Beş maskeyi dağıtamadılar ama en başından beri neler yapılması gerektiğini çok iyi niyetle söyledik. Şimdi söylüyorum. En baştan beri nelerin yapılması gerektiğini söyledik. Ekonomik sosyal konseyi, esnafı, işçiyi dinle bakalım dedik. Hiç dinlemiyorsun çözüm ürettim diyorsun.

40 YIL VERGİ ÖDEYEN VATANDAŞA 40 GÜN BAKAMADILAR

  • “Esnafa dükkanı kapat diyorsun. İyi kapatalım, neyle geçineceğiz? Diğer devletler kirasını ben ödeyeceğim diyor. Bunu söyleyeceksin. Sosyal devlet dediğiniz budur. 40 yıl vergi ödeyecek 40 gün bakamayacak. O zaman soracaksın paralar nereye gitti diye.
  • “Bütün dünyada alay konusuyuz. Rakamlar açıklanmıyor. Devletin itibarı sarsılırmış. Yalan söyleyen devletin itibarı olur mu? Rakam açıklamazsınız tamam, bunun bir anlamı vardır ama gerçek ölümleri gizleyip göstermelik rakamlar açıklarsanız dünya size inanmıyor. Gerçekten insan üzülüyor.
  • “Sabah 10 ile 20 arasında serbest, virüs insanlara dokunmuyor çünkü o saatlerde. Akşam 20’den sonra 155 bin tekel bayi var, bunlar kapatacaklar. 24’e dek ruhsatı olan binlerce bakkal var. Ne olacak bunlar? Kirasını mı ödeyeceksin para mı vereceksin imkan mı sağlıyorsun, hayır.

Okumaya Devam Et

GÜNCEL HABERLER

Ana Sayfa - Gizlilik Politikası - Künye
Copyright © 2020 Antalya Siyaset Gazetesi | Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.