Sosyal Medya

Gündem

İstanbul Sözleşmesi AKP’yi ortadan ikiye böldü! Şimdi ne olacak?

Ekleme Tarihi:

-

istanbul sözleşmesi

Bir süredir tartışılan İstanbul Sözleşmesi’ndeki taraflaşma, AKP içerisinde de bölünme yarattı.

Geneli erkek olan AKP’li üst düzey isimler ve cemaat bağlantılı şahıslar İstanbul Sözleşmesine kesinkes karşı iken AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızının da yönetici olduğu KADEM gibi muhafazakar kadın örgütleri ve milletvekilleri de sözleşmeden yana taraf oldular. AKP içerisinde son sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemesi bekleniyor…

AKP çevresindeki bazı isimlerin ve cemaatlerin ısrarla gündeme getirdiği İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması yönündeki taleplere iktidar cephesinden kadınların itirazları gelmeye devam ediyor. KADEM’in ardından bir itiraz da 65. hükümetin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan ve halen Sosyal Politikalar’dan Sorumlu AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan AKP İstanbul Milletvekili Betül Sayan Kaya’dan geldi.

İstanbul Sözleşmesi, kadınlara yönelik şiddeti önleme amacıyla hazırlanan ve Türkiye’nin de ilk imzacısı olduğu uluslararası nitelikte bir sözleşme.

Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini savunanlar İstanbul Sözleşmesi’nin “Türk aile yapısına zarar verdiğini” öne sürüyor.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un İstanbul Sözleşmesi hakkındaki, ”Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” sözleriyle başlayan İstanbul Sözleşmesine yönelik tartışmalar gündemdeki yerini hala koruyor.

AKP MYK

AKP MYK’sı İstanbul Sözleşmesi gündemiyle ilgili toplanıyor.

AKP MERKEZ YÜRÜTME KURULU PARTİ KARARI İÇİN TOPLANACAK

5 Ağustos çarşamba günü yapılacak AKP MYK’sinde konunun gündeme alınacağı ve bir karar verileceği kulislerde konuşuluyor.

Gözler 5 Ağustos’a çevrilmişken, konuyla ilgili uzun süredir kampanya yürüten ve sözleşmenin tartışmaya açılmasını dahi kabul etmeyen kadın örgütleri de aynı gün sokaklara çıkarak itirazlarını yüksek sesle dile getirecek.

5 Ağustos günü eylem çağrısı yapan kadınlar sözleşmeye dokunulmayacağı beyan edilene kadar nöbette olacaklarını açıkladı.

kadem sümeyye

Sümeyye Erdoğan’ın da yöneticisi olduğu KADEM, İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyor.

ERDOĞAN’IN KIZININ ÖRGÜTÜ KADEM SÖZLEŞMEYİ DESTEKLİYOR

Tartışmalar sürerken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu KADEM’den İstanbul Sözleşmesi’ne destek açıklaması gelmişti.

KADEM yaptığı açıklamada İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik eleştirilere 16 soruda cevap verdi. Açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi ve kadın cinayetlerinin artması arasında doğrusal hiçbir bağlantı yok iken, kadın cinayetlerini önlemek üzere getirilmiş bir düzenlemenin günah keçisi ilan edilmesini anlamak pek mümkün gözükmemektedir. Cinayetler gerçekten arttıysa burada bakılması gereken pek çok değişkenli sosyolojik ve psikolojik toplumsal süreçlerdir. Burada Sözleşmenin bu kadar hedefe konması asıl sebeplerin görmezden gelinmesi anlamına da geliyor” denildi.

betül sayan kaya

AKP’li eski bakan ve milletvekili Betül Sayan Kaya, İstanbul Sözleşmesini savunnuyor.

AKP’Lİ KADIN VEKİL DE BAŞ KALDIRAN İSİMLERDEN…

KADEM’in ardından sözleşmeye destek veren bir diğer isim AKP İstanbul Milletvekili Betül Sayan Kaya oldu.

Sayan Kaya, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Ayasofya’nın zincirlerinin kırıldığı, tüm dünyanın Türkiye’yi konuştuğu tarihi bir atmosferde, yıllardır yürürlükte olan bir sözleşmenin gündeme oturtulmasını manidar buluyorum.

AK Parti olarak bizi biz yapan kadim değerlerimizi yaşatmak ve gelecek nesillere aktararak ülkemizi büyütmek için 18 yıldır tüm samimiyetimizle çalışıyoruz.

İnsanı eşrefi mahlukat olarak gören bizler şiddetin her türlüsüne kimden geldiğine bakmaksızın karşıyız. Kadına yönelik şiddeti de bu bağlamda insanlığa ihanet olarak görüyoruz.

Şiddetle mücadeleye yönelik bugüne dek toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yaptığımız hukuki düzenlemeleri bundan sonra da gerektiği takdirde güncelleyerek yapmaya devam edeceğiz.

Bunun yanında şiddetle mücadelede en önemli unsur şiddetin ortaya çıkmadan önlenmesidir. Güçlü Türkiye inşasında kız çocuklarının eğitiminden, kadının toplumdaki yerine, ailenin güçlendirilmesi ve desteklenmesi her zaman öncelikli konularımız olmaya devam edecektir.”

SÖZLEŞME KARŞITI GERİCİ SESLER KOLTUK DEĞİŞİKLİĞİ GETİRDİ

İstanbul Sözleşmesi’nin izlenmesi için bünyesinde bir alt komisyon da kurulan Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) başkanı Canan Kalsın Kurtulmuş’un sözlerinin ardından komisyon başkanlığı görevini bırakmıştı.

Sözleşmeden çekilme tartışmalarını eleştiren Kalsın sosyal medya hesabından, “Türkiye’de hazırlanan ve İstanbul adı verilen sözleşmenin 9 yıldır yürürlükte olduğuna dikkat çeken Kalsın, “9 yılda ne değişti? 9 yıl sonra niye günah keçisi haline geldi? Bu kadar suç ve suçlunun olduğu bir yerde her şeyin suçlusu bir sözleşmeymiş gibi algılamak ve algılatmak hangi oyunun/algının ürünü?” eleştirisinde bulunmuştu.

Abdurrahman Dilipak

AKP’li yazar Abdurrahman Dilipak, İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlar için “Fahişe” dedi.

AKP’Lİ YAZAR SÖZLEŞMEYİ SAVUNAN KADINLARA FAHİŞE DEDİ

Öte yandan AKP’ye yakın isimlerden, AKİT gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yazısında kadınlar için “Fahişe” demesi büyük tepki topladı.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, 27 Temmuz Pazartesi günü yayımlanan yazısında İstanbul Sözleşmesi’nin savunan kadınlara “fahişeler” diyerek hakaret etti. Dilipak, daha sonra “Ben benim gibi düşünmeyenlere öyle bir ifade kullanmadım. Yazımdaki ifade İstanbul Sözleşmesi’ne destek verenlerin fuhşiyata da destek vermiş olmalarından söz ediyorum” dedi.

AKP Genel Sekreteri Şahin bu sözlerin ardından yaptığı açıklamada, gerekli hukuki ve cezai müracaatlarda bulunarak yasal süreçlerin takipçisi olacaklarını söyledi.

ANKETLERE GÖRE AKP’Lİ VATANDAŞ SÖZLEŞMEDEN YANA

MetroPOLL Araştırmanın anketine göre, halkın yüzde 63.6’sı hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini onaylamıyor. Anket, AKP seçmeninin de sözleşmenin iptaline karşı olduğunu ortaya koyuyor. Ankete göre, AKP seçmeninin 25.7’si çekilelim derken yüzde 49.7’si kalalım dedi.

devlet bahçeli

MHP lideri Devlet Bahçeli, İstanbul Sözleşmesi’nin enine boyuna incelenmesi gerektiğini savundu.

MHP GENEL BAŞKANI’NDAN BEKLENMEDİK SÖZLER

MHP lideri Devlet Bahçeli’den de İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin dikkat çekici bir çıkış gelmişti.

Bahçeli, kadın cinayetlerinin önlenmesi için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun eksiksiz ve tam olarak uygulanması gerektiğini söyledi. Bahçeli AK Parti’nin kaldırmayı planladığı İstanbul Sözleşmesi için ise “Bu sözleşmeye ihtiyaç olup olmadığını, ne getirip ne götüreceğini objektif kriterler çerçevesinde ele almalıyız. Kadın cinayetini engelleyemezsek hepimiz sosyal maliyeti yüksek bir çığın altında kalırız” ifadesini kullanmıştı.

Gündem

Beşiktaş’tan Şok Açıklama: Milletvekili Locayı Bastı İki Arkadaşımızı Yumrukladı

Kayseri’de üç puanı alan Beşiktaş’tan şok açıklama geldi. Yönetici Adnan Dalgakıran bir Milletvekili ve kardeşi tarafından locamız basıldı ve 2 arkadaşımız yumruklandı.

Yayımlandı:

on

Beşiktaş Yöneticisi

Kayseri’de üç puanı alan Beşiktaş’tan şok açıklama geldi. Yönetici Adnan Dalgakıran bir Milletvekili ve kardeşi tarafından locamız basıldı ve 2 arkadaşımız yumruklandı.

Kayseri’de deplasmanda maç yapan Beşiktaş Kayseri’ye 2 gol atarak 3 puanı aldı ve liderlik koltuğuna oturdu. Maç sonunda bir açıklama yapan Beşiktaş yöneticisi Adnan Dalgakıran şu açıklamayı yaptı.

“Burası Patagonya değil. Milletvekili ve kardeşi tarafından locamız basıldı ve iki arkadaşımız yumruklandı. Bu tür saldırılarda bulunanlar mutlaka cezalandırılmalı. Takipçisi olacağız.” dedi

Maç sonunda açıklamaları ile gündeme oturan Dalgakıran sözlerini şöyle sürdürdü “Milletvekili ve kardeşinden şikayetçi oluyoruz. Kamera kayıtlarını istedik. Ülkenin parlementosunda bu ülkenin insanlarını temsil eden insanlar loca basıp adam dövmeye kalkarsa, bu camia bunun hesabını sorar.”

Locayı bastığı iddia edilen milletvekilinin kim olduğu ise açıklanmadı.

Okumaya Devam Et

Gündem

3 Ocak 2021 Koronavirüs Vaka Sayısı Tablosu

Koronavürüs testleri son 24 saatte 3 Ocak 2021 tarihi itibariyle 1 bin 515 kişinin septomlu, 9 bin 877 kişinin semptomsuz olarak koronavirüse yakalandığı belirlendi.

Yayımlandı:

on

3 ocak Koronavirüs Tablosu

Koronavirüs nedeni ile Türkiye’de bugün 193 kişi daha hayatını kaybetti. 9 bin 877 kişide yeni virüse yakalanan kişi sayısı olarak tespit edildi.

Koronavürüs testleri son 24 saatte 3 Ocak 2021 tarihi itibariyle 1 bin 515 kişinin septomlu, 9 bin 877 kişinin semptomsuz olarak koronavirüse yakalandığı belirlendi.

Son 24 saatte 193 kişi koronavirüsten yaşamını yitirdi.

Fahrettin Koca yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bugün tespit edilen 1.515 yeni hastamız var. Uzun bir aradan sonra vaka sayısı 10.000’in altına indi. Kısıtlamalara ve test talebindeki düşüşe bağlı olarak vaka sayıları beklenenden fazla gerilese de bunu kalıcı hale getirmek elimizde. Birlikte güçlüyüz.”

Okumaya Devam Et

Gündem

Rektörlük Seçimi İçin Yasa Teklifi Meclis Gündemine Getirilmiyor

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

Yayımlandı:

on

CHP Milletvekili

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

En son Türkiye’nin en köklü Üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak AKP’den milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu’nu ataması tepkilere neden oldu.

Yapılan antidemokratik bir uygulama olduğunu belirten CHP’li Mahmut Tanal,  akademisyen ve öğrencilerden en çok oyu alan kişinin rektör olmasını öngören kanun teklifini meclis bir türlü gündeme almıyor.

CHP’li Mahmut Tanal, Akademisyenler ve öğrenciler oy versin diyor.

Bununla ilgili olarak Meclise bir kanun teklifi getirdiklerini açıklayan Tanal, seçimler demokratik değil rektörlük seçimlerinin geri getirilmesi gerekli diyor.

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal’ın imzasını taşıyan yasa teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda tozlu raflarda bekletiliyor.

Yasa Teklifi

Rektör Seçimi İle İlgili Yasa Teklifi Meclise Getirilmiyor

AKADEMİSYEN VE ÖĞRENCİLERDEN EN ÇOK OYU ALAN KİŞİ REKTÖR OLACAK

Mahmut Tanal’ın hazırladığı teklif içeriğinde, üniversitelerde rektörün belirlenmesi sürecine öğretim üyelerinin ve öğrencilerin etkin katılımının sağlanması amaçlanıyor. CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

Teklifte yer alan seçime ilişkin süreç öğrencilerden en yüksek oyu alan hoca rektör adayı olarak belirlenecek. Üniversitenin öğretim üyeleri de kendi arasında bir rektör adayı belirleyecek. Bir diğer aday ise YÖK tarafından belirlenecek. Bu 3 rektör adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilecek.

Ancak hem öğretim üyelerinin yaptığı seçimden hem de öğrencilerin yaptığı seçimden mevcut oyların salt çoğunluğunu alan bir aday olursa bu kişi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanacak. Yani akademisyen ve öğrencilerin en çok beğendiği Profesör ünvanına haiz hoca, üniversitenin rektörü olacak.

ÖĞRENCİLERE GÜVENİLMESİ LAZIM

Dünyada Akademik başarıya ulaşmış üniversitelerin, öğrencilerin fikirlerine verdiği değerin yüksekliğiyle dikkat çektiğini belirterek, Ülke yönetimi ve ticari faaliyetlerde görev alacak kişilerin yetiştirilmesi sürecinde öğrencilere güvenilmesini ifade etti.

CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın gerekçesinde ise; “Üniversitelerin demokratik bir ortam kazanabilmesi için öğrencilerinin, personelinin, akademisyenlerinin fikrini soran, bu fikirlere kıymet veren üniversite ortamlarının oluşturulması gerekmektedir” denildi.

DEMOKRATİK BİR SEÇİM SÜRECİ

Tasarıda antidemokratik uygulamaların kalkacağı doğrudan atama yolu yerine hem öğrenci hem akademisyenlerin yapacakları seçimlerin son derece demokratik bir yol olduğu ifade edildi.

Gerekçede ayrıca söz konusu kanun teklifi ile hem öğrencilerin hem de öğretim üyelerinin oylarının salt çoğunluğu almak gibi bir başarı göstermiş akademisyenlerin doğrudan rektör olarak atanmasının düzenlendiği hatırlatılarak, “Böylelikle hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin fikirleri daha da önemli bir konuma gelmektedir” ifadelerine yer verildi.

Okumaya Devam Et

GÜNCEL HABERLER