Sosyal Medya

Siyaset

İYİ Partili Metin Ergun: Eve Dön Çağrısı ”Proje Niteliğinde Bir Paket”

İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı Metin Ergun, “evine dön” çağrıları için twitter hesabından cevap verdi. Bu çağrı aslında “proje niteliğinde bir paket” AKP’nin daha önce benzer bir paketle Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu ile MHP’yi de etki alanına aldığını söyledi.

Ekleme Tarihi:

-

İYİ Parti Metin Ergun

İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı Metin Ergun, “evine dön” çağrıları için twitter hesabından cevap verdi. Bu çağrı aslında “proje niteliğinde bir paket” AKP’nin daha önce benzer bir paketle Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu ile MHP’yi de etki alanına aldığını söyledi.

İYİ Parti Muğla Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkanı Metin Ergun, Twitter heabından konuya dair değerlendirmesinde ilginç bir yazı paylaştı. Ergun, AKP’nin daha öncede Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu ile MHP’ye uyguladığını, bunun “proje niteliğinde bir paket”  olduğunu söyledi.

MHP Devlet Bahçeli’nin ‘eve dön’ çağrısını yaptığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu çağrıya destek verdiğini ifade eden Ergun çok sert açıklamalarda bulundu.

Ergun şunları söyledi:

* Bütün bu gelişmeler birbirine bağlı, bütünlük arz ettiğini ve bir proje niteliğinde bir paket olduğunu belirtmeliyim. Benzer paket programları Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu’nun kişisel olarak, MHP’nin de parti olarak etki alanına alınmasında görmüştük.

* Bu paket programı bir bütüne halinde değerlendirdiğimizde, başlangıcında ‘ev’ metaforu kullanılmasıyla; İYİ Parti’yi kuran kadrolan sanki hedefleri, tasavvurları, inançları yokmuş ve “canları sıkıldığı için parti kuran kimseler” imiş gibi tahkir edilmeye çalışılmıştır.

* Burada söylemek isterim ki; İYİ Parti bir Türkiye tasavvuru olan kadroların kurduğu bir çile, şuur ve ahlak hareketidir. İYİ Parti evvelemirde bir demokrasi ve fazilet mücadelesidir.

Metin Ergun

İyi Parti Metin Ergun Twitter Paylaşımı

İLKELERİMİZ BELLİDİR, PARLEMENTER SİSTEME DÖNÜŞ..

İYİ Parti’nin ilkelerinin belli olduğunu ifade eden Ergun sözlerini şöyle devam ettirdi:

* Parlamenter demokrasi vazgeçilmezimizdir. Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez olan ilk dört maddesi vazgeçilmezimizdir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletine ve parlamenter sisteme inanan kadrolarız.

* Büyük Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak, hedefimizdir. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir siyaset anlayışı ile Türkiye’de özgürlükçü bir demokrasiyi ve müreffeh bir toplumu oluşturmanın gayreti içerisindeyiz.

LİYAKAT YERİNE SADAKAT TERCİH EDİLDİ..

İYİ Parti’nin Türkiye’nin ‘iyi yönetilmediğini’ gördüğünün altını çizen Ergun şöyle devam etti:

* İYİ Parti; kamu kaynaklarının kullanımında ve dağıtımında adaletin ve şeffaflığın ortadan kalktığını bilen; yargının siyasallaştığına ve bağımsızlığının ortadan kalktığına şahitlik eden; basının susturulduğuna ve ‘propagandist’ hale getirildiğine tanıklık eden; devlet kurumlarının siyasallaştırıldığının farkında olan; devlet kadrolarında uzmanlık yerine tarafgirliğin, liyakat yerine sadakatin tercih edildiğini müşahede eden; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmeyi amaçlayan eğitim sisteminin tam aksi yönde bozulduğuna kanaat getiren; kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığının ve yerine otoriter bir yönetim sisteminin inşa edildiğinin ayırdında olan kadrolar tarafından kurulmuştur.

SİYASİ NEZAKETSİZLİKTİR

AKP yöneticilerinin İYİ Parti’nin ‘yerli ve milli’ olup olmadığı konusunda bir yargı merci gibi davranmasını ‘siyasi bir nezaketsizlik’ olarak gördüğünü dile getiren Ergun şu şekilde konuştu:

* Sayın Kalın’ın başlattığı ‘Sosyolojik türdeşlik’ konusuna gelince… Öncelikle belirtmeliyim ki; İbrahim kalın bir ‘atanmıştır’. Partili Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle makam-mevki sahibi olmuş biridir. Siyasetçi ve ‘seçilmiş’ değildir. İşte AK Parti yönetim zihniyeti ile temel farkımız buradadır.

* İYİ Parti’nin devlet anlayışında Kalın bir siyasi değerlendirme yapamaz. Seçilmişlere ve siyasetçilere yön tayin edemez. Bu anlamda, siyasi değerlendirme yapacak olanlar siyasetçilerdir.

MAHALLE DÜZEYİNDE SİYASET ANLAYIŞINA KARŞIYIZ

Ergun “AK Parti ve ortağının getirdiği otoriter rejim, devlet kurumlarının geleneğini ve iradesini ipotek altına aldığı gibi, kendi partilerini bile iradesizleştirmiştir” diyerek şöyle devam etti:

* İbrahim Kalın ve benzerlerinin ifade ettiği ‘mahalle’ kategorizasyonlu siyaset anlayışına karşıyız. Binlerce yılın neticesinde oluşmuş olan sosyolojimizin değerlerini milletimizin müşterekleri olarak görürüz ve bu değerleri günlük siyasetin çekişmelerinin dışında tutmak önceliğimizdir.

* Ayrıca milletimizin milli ve manevi değerleri hususunda hassas olduğumuz gibi, hukukun üstünlüğü, insani gelişmişlik, basın özgürlüğü, çevresel sorunlarla mücadele gibi kavramlar da önceliğimizdir.

Twitter Metin Ergun

Metin Ergun Twitterden Paylaşım Yaptı

SOSYOLOJİK TÜRDEŞLİKTEN BAHSEDİP TERÖRİST BAŞININ MEKTUBU OKUTULUYOR

İYİ Parti’nin anlayışında siyasetin sosyolojik farklılıklar üzerinden değil, toplumsal ihtiyaçlara cevap vermek için oluşturulduğunu vurgulayan Ergun sözlerini şöyle bitirdi:

* Bize ‘sosyolojik türdeşlik’ten bahsedenlerin; terörist başının mektubunun TRT’de okutulması, Peşmergelerin bir 29 Ekim günü Türkiye üzerinden Suriye’ye geçirilmesi, Habur, Oslo skandalı, Dolmabahçe bildirisi ve açılım sürecinin diğer rezaletleri hakkında ne düşündüklerini kendilerine oy veren sosyolojiye sormalarını tavsiye ederim.

* Geldiğimiz aşamada, AK Parti yönetim zihniyeti, artık milletimizin sosyo-ekonomik taleplerini karşılayamayan, kültürel ve eğitimsel ihtiyaçlarına cevap veremeyen, milletin değerlerinden koparak saraya kapanan yozlaşmış bir anlayıştır.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ RAPORLU GÖNDERME

Bu zihniyet sınırsız bir iktidarı keyfi bir biçimde kullanma arzusu taşımaktadır. Bu öyle bir keyfiliktir ki, iktidar gücünün hiçbir hukuki sınırlamaya tabi olmaksızın kamu yararı yerine, yönetenlerin çıkarları için kullanılmasına hizmet etmektedir.

* Bu sistemde bir kişi, grup veya partinin hukukun üstüne çıkarılmış olmasıyla bireysel özgürlüklerin korunmasının asli unsurları olan ‘hukukun üstünlüğü’ ve ‘yargı bağımsızlığı’ ortadan kalkmıştır.

* Nitekim Dünya Adalet Projesi adlı kuruluşun yayınladığı 2020 yılına ait ‘Hukukun Üstünlüğü Raporu’nda Türkiye 126 ülke arasında 107. sırada yer almıştır. Benzer şekilde Türkiye, 2020 yılında ‘Hükümet Yetkilerinin Kısıtlanmasına İlişkin Endeks’te 126 ülke arasında 124. Sırada yer almıştır.

Gündem

Rektörlük Seçimi İçin Yasa Teklifi Meclis Gündemine Getirilmiyor

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

Yayımlandı:

on

CHP Milletvekili

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

En son Türkiye’nin en köklü Üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak AKP’den milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu’nu ataması tepkilere neden oldu.

Yapılan antidemokratik bir uygulama olduğunu belirten CHP’li Mahmut Tanal,  akademisyen ve öğrencilerden en çok oyu alan kişinin rektör olmasını öngören kanun teklifini meclis bir türlü gündeme almıyor.

CHP’li Mahmut Tanal, Akademisyenler ve öğrenciler oy versin diyor.

Bununla ilgili olarak Meclise bir kanun teklifi getirdiklerini açıklayan Tanal, seçimler demokratik değil rektörlük seçimlerinin geri getirilmesi gerekli diyor.

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal’ın imzasını taşıyan yasa teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda tozlu raflarda bekletiliyor.

Yasa Teklifi

Rektör Seçimi İle İlgili Yasa Teklifi Meclise Getirilmiyor

AKADEMİSYEN VE ÖĞRENCİLERDEN EN ÇOK OYU ALAN KİŞİ REKTÖR OLACAK

Mahmut Tanal’ın hazırladığı teklif içeriğinde, üniversitelerde rektörün belirlenmesi sürecine öğretim üyelerinin ve öğrencilerin etkin katılımının sağlanması amaçlanıyor. CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

Teklifte yer alan seçime ilişkin süreç öğrencilerden en yüksek oyu alan hoca rektör adayı olarak belirlenecek. Üniversitenin öğretim üyeleri de kendi arasında bir rektör adayı belirleyecek. Bir diğer aday ise YÖK tarafından belirlenecek. Bu 3 rektör adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilecek.

Ancak hem öğretim üyelerinin yaptığı seçimden hem de öğrencilerin yaptığı seçimden mevcut oyların salt çoğunluğunu alan bir aday olursa bu kişi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanacak. Yani akademisyen ve öğrencilerin en çok beğendiği Profesör ünvanına haiz hoca, üniversitenin rektörü olacak.

ÖĞRENCİLERE GÜVENİLMESİ LAZIM

Dünyada Akademik başarıya ulaşmış üniversitelerin, öğrencilerin fikirlerine verdiği değerin yüksekliğiyle dikkat çektiğini belirterek, Ülke yönetimi ve ticari faaliyetlerde görev alacak kişilerin yetiştirilmesi sürecinde öğrencilere güvenilmesini ifade etti.

CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın gerekçesinde ise; “Üniversitelerin demokratik bir ortam kazanabilmesi için öğrencilerinin, personelinin, akademisyenlerinin fikrini soran, bu fikirlere kıymet veren üniversite ortamlarının oluşturulması gerekmektedir” denildi.

DEMOKRATİK BİR SEÇİM SÜRECİ

Tasarıda antidemokratik uygulamaların kalkacağı doğrudan atama yolu yerine hem öğrenci hem akademisyenlerin yapacakları seçimlerin son derece demokratik bir yol olduğu ifade edildi.

Gerekçede ayrıca söz konusu kanun teklifi ile hem öğrencilerin hem de öğretim üyelerinin oylarının salt çoğunluğu almak gibi bir başarı göstermiş akademisyenlerin doğrudan rektör olarak atanmasının düzenlendiği hatırlatılarak, “Böylelikle hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin fikirleri daha da önemli bir konuma gelmektedir” ifadelerine yer verildi.

Okumaya Devam Et

Siyaset

Halkın Gündemini Ekonomi İken, Vitrin Mankeni Tartışılıyor

Türkiye’de 28 ilde 11791 kişi ile telefonda yapılan araştırmaya göre halkın gündemi ne türban, nede Ayasofya’nın ibadete açılması ile ilgili.

Yayımlandı:

on

Mansur Yavaş

MetroPOLL Araştırma ‘Türkiye’nin Nabzı” başlıklı araştırmasında halka soruldu ve yüzde 57 Parlamenter Sisteme dönüşü istiyor.

Türkiye’de 28 ilde 11791 kişi ile telefonda yapılan araştırmaya göre halkın gündemi ne türban, nede Ayasofya’nın ibadete açılması ile ilgili.

Halkın gündeminde olan 3 konu var ilk sırada Ekonomi, Corona virüs ve işsizlik bulunuyor. Araştırmaya göre yapılan ankette MHP Seçmeninde ciddi bir oy kaybı söz konusu. 2018’de seçim zamanı MHP tercihini yapan seçmen bugün yüzde 50 si başka bir partiye oy vereceğim diyor.

Erdoğana ŞOK

Erdoğan’a ŞOK

Cumhur İttifakı bileşenlerinin oluşturduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi devam etsin diyerek

Mevcut sistemden memnun olanların oranı ise yüzde 34.5

Parlamenter sistemi isteyenlerin oranı da yüzde 57

Bu gün seçim olsa AKP adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçilmesi zor görülüyor.

Erdoğan‘a oy vereceğim diyenlerin oranı yüzde 43.4

Erdoğan‘a oy vermeyeceğim diyenlerin oranı ise yüzde 50.7

Erdoğan‘ın Görev yapış tarzını onaylayanlar yüzde 45.6

Erdoğan‘ın Görev yapış tarzını onaylamayanlar ise yüzde 48.1

Araştırma sonuçlarına göre bugün seçin olsa hangi partiye oy verirsiniz tercihinde:

AK Parti: Yüzde 30.6.

CHP: Yüzde 20.

İYİ Parti: Yüzde 8.9.

HDP: Yüzde 8.7.

MHP: Yüzde 6.

Deva: Yüzde 1.7.

Gelecek: 1.3.

Kararsızlar ve protestocuların oranı ise yüzde 21.3’e ulaşıyor.

MANSUR YAVAŞ KAZANIR

Yine Anket çalışmasında Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan – Mansur Yavaş yarışması halinde

Mansur Yavaş yüzde 43.9 ile Kazanıyor

Erdoğan ise yüzde 40.7 oy alıyor.

Siyasetçilerin beğeni düzeyleri ise sırasıyla;

Yavaş, Erdoğan, Ekrem İmamoğlu ve Süleyman Soylu var.

Türkiye’nin durumu da araştırmada soruldu.

Türkiye İyiye Gidiyor diyenlerin oranı yüzde 21.7 

Kötüye gidiyor diyenlerin oranı yüzde 64.8

YÜZDE 59’U BORÇLU

Halkın gündeminde birinci sırayı ekonomi almış durumda. Metropoll Araştırmasında ortaya çıkan sonuçlara göre ülkenin en önemli sorunu

yüzde 49.5 ile ekonomi,

yüzde 13.2 ile corona virüsü

yüzde 12.3 ile işsizlik.

Ekonominin İyi mi yoksa kötüleştiğimi sorusuna ise verilen cevaplara göre

Yüzde 63.8 kötüye gittiğini savunuyor

Yüzde 27.6 ise iyiye gittiğini savunuyor.

Kötüye Gidişatla ilgili olarak kimi sorumlu buluyorsunuz sorusuna ise,

Yüzde 28.5’i kötü gidişattan Erdoğan’ı,

yüzde 27.6’sı hükümeti,

yüzde 10.6’sı dış güçleri

yüzde 7.2’si Berat Albayrak’ı sorumlu tutuyor.

Yine Araştırmaya göre hane halkının borçlanma ile ilgili sorusunda ise Yüzde 59.4’u borçlu çıktı.

Borçlanmalarında ise

yüzde 77’si bankalara,

yüzde 12.5’i eşe dosta borçlanmış.

Yüzde 91.9’u borcunu ödemekte güçlük çekiyor.

HALK GÜVENMİYOR

Dünyayı saran Koronavirüs salgını ile ilgili sorularda ise; Yüzde 60’ı Sağlık Bakanlığı’nın salgınla ilgili açıkladığı vaka ve ölüm sayılarına inanmıyor. Yalnızca yüzde 36.3’ü verileri doğru kabul ediyor.

Yüzde 52.5’i hükümetin corona virüsüyle ilgili önlemlerini başarısız buluyor.

Yüzde 81.2’si corona virüsünden ötürü endişeli.

Yüzde 51.5’i aşı yaptıracağını, yüzde 48.5’i ise yaptırmayacağını vurguluyor.

Yüzde 55.2’si Çin aşısına güvenmezken, yüzde 37.9’u güvenmiyor.

Okumaya Devam Et

Siyaset

Kılıçtaroğlu Açıkladı! Millet İttifakı Genişleyecek Mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Halk TV de gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suat Toktaş’ın sorularına yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘Millet İttifakı Genişleyecek mi?’ sorusuna yanıt verdi.

Yayımlandı:

on

Halk TV Programı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Halk TV de gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suat Toktaş’ın sorularına yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘Millet İttifakı Genişleyecek mi?’ sorusuna yanıt verdi.

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş CHP Lideri ile röportaj yaptı. Gündemle ilgili olarak açıklamalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bu daha çok erken nedeni de şu, önümüzdeki seçimler bir siyasi parti seçimi değil. Önümüzdeki seçimler demokrasiden yana olanlarla demokrasiye karşı olanların seçimi olacaktır. Bugün, Cumhur İttifakı’nda hiçbir tartışma yok. 1 kişi var orada ne derse oluyor. Orada bir tartışma zemini, demokrasi zemini yok. Tam bir otoriter yapı var, Bahçeli de otoriter. Millet İttifakı’nda demokratik bir yapı var.” şeklinde oldu.

MUĞLA MİLLETVEKİLİ HAKKINDAKİ AÇIKLAMASI

Muğla’daki Pınar Gültekin Cinayeti ile ilgili olarak CHP’li Süleyman Girgin hakkında da açıklamalarda bulundu. Halk TV deki programındaki açıklamalarında Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

”Çok basit, milletvekili HTS kayıtlarını istedi zaten, geldiği zaman bütün gerçekler ortaya çıkacak. Milletvekilimiz gayet açık, aradım birkaç dakika konuşup başsağlığı diledim diyor. Kanıtlanırsa öyle bir görüşme yaptığı bırakın CHP’den ben milletvekilliğinden de istifa ederim diyor. HTS gelir bakılır, edilir. Hatta mahkeme de isteyebilir bu kayıtları. Biz de büyük bir dikkatle takip ediyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et

GÜNCEL HABERLER