Sosyal Medya

Siyaset

‘Türkiye 2021’de rotasını yenileyecek’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dün gerçekleştirdiği basın toplantısına dair önemli analizler çıkartan Muharrem Sarıkaya, “Türkiye başta komşuları ve müttefikleri olmak üzere ilişkilerini yeniden düzenlediği, yeniden yola koymanın yöntemini bulmak için çaba gösterdiği bir yıl olacak” dedi.

Ekleme Tarihi:

-

Türkiye diplomasi 31 Aralık

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Türkiye’nin 2021 yılı içerisinde diplomaside önemli adımlar atacağını ve Türkiye dış politikasının değişeceğini yazdı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dün gerçekleştirdiği basın toplantısına dair önemli analizler çıkartan Muharrem Sarıkaya, “Türkiye başta komşuları ve müttefikleri olmak üzere ilişkilerini yeniden düzenlediği, yeniden yola koymanın yöntemini bulmak için çaba gösterdiği bir yıl olacak” dedi.

Habertürk yazarı, usta gazeteci Muharrem Sarıkaya bugünkü köşesinde Türkiye’nin ABD ile ilişkileri yeniden tesis etmek için uğraşacağını ve önümüzdeki yıl bunun başarılamaması halinde olmayanı geride bırakıp yeni bir yol arayışına girileceğini aktardı.

Muharrem Sarıkaya’nın gündeme oturan değerlendirmeleri şöyle:

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dünkü yıllık basın değerlendirme toplantısının sonunda gördüğüm şu ki yeni yıl, diplomaside de yeni bir dönemi başlatacak.

Türkiye başta komşuları ve müttefikleri olmak üzere ilişkilerini yeniden düzenlediği, yeniden yola koymanın yöntemini bulmak için çaba gösterdiği bir yıl olacak.

Olmayanı da olduğu yerde bırakıp, yeni bir yol arayışına girecek.

Hatta bunun ilk adımları da atılmaya başlanmış…

En iyi üç örneği de Mısır, İsrail ve Fransa…

İSRAİL İLE İLİŞKİLER

Bakan Çavuşoğlu, soru üzerine Türkiye ile İsrail’in arasını bulmak için Azerbaycan’ın devrede olduğuna ilişkin iddiaları kategorik olarak reddetmedi…

İddiayı bir tarafa bırakıp, Türkiye’nin Filistin ve Gazze konusundaki tutumuna vurgu yaparak bunlardan vazgeçmesi halinde ilişkilerin iyileştirileceğini vurguladı.

“Filistin davası pahasına olan gelişmelerin hepsine karşıyız…” dedi…

Ancak İsrail açıklarında çıkan hidrokarbonun en verimli güzergahının Türkiye olduğunu belirtip, devamını da getirdi:

“İsrail’in kıta sahanlığı içinde çıkan hidrokarbon ihraç edecek kadarsa ikili düzeyde görüşülebilir…”

Daha ilerisi Libya ile yapılana benzer bir deniz yetki anlaşmasına da hazır olduklarını vurguladı.

FRANSA İLE TEMAS

Fransa ile temasın başladığını, meseleleri ele alacak heyetlerin oluşturulmaya başlandığına atıf yaptı,

Türkiye’nin Paris Büyükelçisi’nin, Fransa Dışişleri Müsteşarı ile sorunların belirlenmesi için bir heyet oluşturması konusunu görüştüğünü açıkladı.

Mısır ile ilişkilerin de bir yere gelmemesi için neden olmadığını söyledi.

ABD İLE ÇALIŞMA

ABD’nin CAATSA yaptırımlarına tepki koyarken, Almanya Dışişleri Bakanı’nın da benzer tepkisi ise dikkat çekiciydi…

Bu arada daha önce Türkiye’nin S-400 konusunu NATO nezdinde çalışma grubu ile ele alması için yaptığı çağrının bu kez ABD’den geldiğini söyledi.

Ancak yanlış anlamayı sorular aşamasında düzeltti; ABD ile böyle bir çalışma grubunun oluşturulabileceğini belirtti.

Türkiye’nin yumuşak gücünü kullanma taraftarı olduğunu, sert gücü de gerektiğinde kullandığını anımsattı ve “Biz akıllı güç kullanıyoruz” dedi.

ABD’nin tutumunun yeni yönetim ile ele alınacağının da altını çizdi.

GÜVENLİKÇİ POLİTİKADAN YUMUŞAK POLİTİK ZEMİNE

Bütününe baktığımızda aslında yakın geçmişte sorun olan ülkelerin hemen hepsi ile yeni bir zeminde yürümenin yönteminin arandığını söyleyebilirim.

Nitekim bir süredir Ankara’da da bu konuda başka önemli isimlerin açıklamalarına tanıklık ettik.

Bu da gösteriyor ki 2016’dan beri çeşitli nedenlerle güvenlikçi politikalara yönelmek zorunda kalan Ankara şimdi yeni bir yol haritası çizmeyi amaçlıyor.

GERİLİM AZALTICI ADIMLAR

Bunu yaparken özellikle son dönem AİHM üzerinden yeni bir gerilim alanı açılan AB ile ilişkileri yeniden tayin etmenin yöntemini arıyor.

Reformlarla aradaki sorunları yumuşatırken, duruşundan da taviz vermek istemiyor.

Son bir haftadır konuştuğum hükümet çevrelerinden aldığım bilgileri toparlarsam Ankara’nın bakışı net:

“AB’nin ve Avrupa’nın birçok kurumu kendi içinde ciddi sorunlar yaşıyor. Biz uzun süredir AB’nin tam üyesi olmak için uğraşıyoruz, siyasi olarak engelleniyoruz. Böyle devam etmesi de mümkün değil; ya yeni bir zemine oturacak, ya da yeniden yapılanacak. Başkanlık sisteminin kurumsal yapılanması içinde ilişkide olduğumuz kurumlarla da yeni yol haritası çizmeliyiz.”

TÜRKİYE’YE YAPTIRIM ZOR

Sadece AB de değil, Avrupa Konseyi başta olmak üzere diğer kurumların da iç sorunlarının büyük olduğuna inanılıyor.

Sonradan Birliğe katılan iki ülkenin direnişi nedeniyle AB’nin bütçesini geçirmekte zorlandığına dikkat çekiliyor.

Bu denli ağır sorunları olan AB’nin ve Avrupa Konseyi’nin bir de AİHM gibi insan hakları ve hukuk konusunda uğraşma niyetinde olamayacağı belirtiliyor.

Örnek olarak da AİHM’in Memmedov isimli muhalifin uzun tutukluluğu nedeniyle geçen sene cezalandırdığı Azerbaycan’a dikkat çekiliyor.

Azerbaycan kararını almanın dahi yıllar sürdüğünü, AB ile yıllardır ilişkide olan ve bazı kurumların kurucusu durumunda bulunan Türkiye’ye yönelik bir karar almasının güçlüğüne vurgu yapılıyor.

ESKİMİŞ HUKUK DA YAPILANMALI

Aslında Ankara bir taraftan gerilim yaratan zeminleri daha görünür yaparak onun üzerinden yeni ilişki düzeyini belirlemenin yöntemini arıyor.

Nitekim bir süre önce sohbetimiz sırasında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Politika Kurul üyesi Mehmet Uçum, AİHM kararını yorumlarken şu cümleyi kurmuştu:

“Avrupa ile aramızda var olan eski ve eskimiş hukuk da yeniden yapılanan ilişkilerimize yetmiyor. Türkiye’nin geçmişteki Türkiye olmadığını Avrupa da anlayacak ve bu zeminde ilişkileri yeniden yapılandıracak…”

Bunun Avrupa ve kurumları ile var olan ilişkilerden vazgeçileceği anlamına gelmediğini de belirtip sözlerini özetle şöyle devam ettirdi:

“Ama Türkiye bir süredir yüzünü yeniden döndüğü Avrupa ile ilişkilerini yeniden kurarken, hukuk sisteminde var olan üsten ve dayatmacı yapısının da eskidiğini göstermek zorunda. Yeni ilişkimizi kurarken, hukukunun da yeniden oluşturulması gerekiyor. Siyasi kararlarının bizim için geçerliliğini yitirdiğini görmesi gerekiyor…”

MULTİ DİPLOMASİYE GEÇİŞ

Benzer cümleleri geçen hafta Olaylar ve Görüşler programımıza katılan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Çağrı Erhan da benzer yaklaşımda bulunmuş ve Türkiye’ye dayatmacı politikaların geçerliliğini yitirdiğini söylemişti.

Görünen o ki Ankara sadece AB ile değil, bünyesinde olan ve ilişkileri iyi gitmeyen her kesimle ilişkilerini yeni rayına oturtmak için uğraşacak.

Yeni yıl dış politika açısından multi-diplomasiye tanıklık edildiği yeni bir dönemin de başlangıcını getirecek…

Gündem

Rektörlük Seçimi İçin Yasa Teklifi Meclis Gündemine Getirilmiyor

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

Yayımlandı:

on

CHP Milletvekili

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Rektör atamasına tepkisini göstererek, Rektör belirleme sürecinin geri getirilmesini istiyor.

CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

En son Türkiye’nin en köklü Üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak AKP’den milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu’nu ataması tepkilere neden oldu.

Yapılan antidemokratik bir uygulama olduğunu belirten CHP’li Mahmut Tanal,  akademisyen ve öğrencilerden en çok oyu alan kişinin rektör olmasını öngören kanun teklifini meclis bir türlü gündeme almıyor.

CHP’li Mahmut Tanal, Akademisyenler ve öğrenciler oy versin diyor.

Bununla ilgili olarak Meclise bir kanun teklifi getirdiklerini açıklayan Tanal, seçimler demokratik değil rektörlük seçimlerinin geri getirilmesi gerekli diyor.

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal’ın imzasını taşıyan yasa teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda tozlu raflarda bekletiliyor.

Yasa Teklifi

Rektör Seçimi İle İlgili Yasa Teklifi Meclise Getirilmiyor

AKADEMİSYEN VE ÖĞRENCİLERDEN EN ÇOK OYU ALAN KİŞİ REKTÖR OLACAK

Mahmut Tanal’ın hazırladığı teklif içeriğinde, üniversitelerde rektörün belirlenmesi sürecine öğretim üyelerinin ve öğrencilerin etkin katılımının sağlanması amaçlanıyor. CHP’li vekilin TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinin yasalaşması halinde, KHK ile kaldırılan rektörlük seçimleri uygulaması geri getirilecek.

Teklifte yer alan seçime ilişkin süreç öğrencilerden en yüksek oyu alan hoca rektör adayı olarak belirlenecek. Üniversitenin öğretim üyeleri de kendi arasında bir rektör adayı belirleyecek. Bir diğer aday ise YÖK tarafından belirlenecek. Bu 3 rektör adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilecek.

Ancak hem öğretim üyelerinin yaptığı seçimden hem de öğrencilerin yaptığı seçimden mevcut oyların salt çoğunluğunu alan bir aday olursa bu kişi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanacak. Yani akademisyen ve öğrencilerin en çok beğendiği Profesör ünvanına haiz hoca, üniversitenin rektörü olacak.

ÖĞRENCİLERE GÜVENİLMESİ LAZIM

Dünyada Akademik başarıya ulaşmış üniversitelerin, öğrencilerin fikirlerine verdiği değerin yüksekliğiyle dikkat çektiğini belirterek, Ülke yönetimi ve ticari faaliyetlerde görev alacak kişilerin yetiştirilmesi sürecinde öğrencilere güvenilmesini ifade etti.

CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın gerekçesinde ise; “Üniversitelerin demokratik bir ortam kazanabilmesi için öğrencilerinin, personelinin, akademisyenlerinin fikrini soran, bu fikirlere kıymet veren üniversite ortamlarının oluşturulması gerekmektedir” denildi.

DEMOKRATİK BİR SEÇİM SÜRECİ

Tasarıda antidemokratik uygulamaların kalkacağı doğrudan atama yolu yerine hem öğrenci hem akademisyenlerin yapacakları seçimlerin son derece demokratik bir yol olduğu ifade edildi.

Gerekçede ayrıca söz konusu kanun teklifi ile hem öğrencilerin hem de öğretim üyelerinin oylarının salt çoğunluğu almak gibi bir başarı göstermiş akademisyenlerin doğrudan rektör olarak atanmasının düzenlendiği hatırlatılarak, “Böylelikle hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin fikirleri daha da önemli bir konuma gelmektedir” ifadelerine yer verildi.

Okumaya Devam Et

Siyaset

Halkın Gündemini Ekonomi İken, Vitrin Mankeni Tartışılıyor

Türkiye’de 28 ilde 11791 kişi ile telefonda yapılan araştırmaya göre halkın gündemi ne türban, nede Ayasofya’nın ibadete açılması ile ilgili.

Yayımlandı:

on

Mansur Yavaş

MetroPOLL Araştırma ‘Türkiye’nin Nabzı” başlıklı araştırmasında halka soruldu ve yüzde 57 Parlamenter Sisteme dönüşü istiyor.

Türkiye’de 28 ilde 11791 kişi ile telefonda yapılan araştırmaya göre halkın gündemi ne türban, nede Ayasofya’nın ibadete açılması ile ilgili.

Halkın gündeminde olan 3 konu var ilk sırada Ekonomi, Corona virüs ve işsizlik bulunuyor. Araştırmaya göre yapılan ankette MHP Seçmeninde ciddi bir oy kaybı söz konusu. 2018’de seçim zamanı MHP tercihini yapan seçmen bugün yüzde 50 si başka bir partiye oy vereceğim diyor.

Erdoğana ŞOK

Erdoğan’a ŞOK

Cumhur İttifakı bileşenlerinin oluşturduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi devam etsin diyerek

Mevcut sistemden memnun olanların oranı ise yüzde 34.5

Parlamenter sistemi isteyenlerin oranı da yüzde 57

Bu gün seçim olsa AKP adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçilmesi zor görülüyor.

Erdoğan‘a oy vereceğim diyenlerin oranı yüzde 43.4

Erdoğan‘a oy vermeyeceğim diyenlerin oranı ise yüzde 50.7

Erdoğan‘ın Görev yapış tarzını onaylayanlar yüzde 45.6

Erdoğan‘ın Görev yapış tarzını onaylamayanlar ise yüzde 48.1

Araştırma sonuçlarına göre bugün seçin olsa hangi partiye oy verirsiniz tercihinde:

AK Parti: Yüzde 30.6.

CHP: Yüzde 20.

İYİ Parti: Yüzde 8.9.

HDP: Yüzde 8.7.

MHP: Yüzde 6.

Deva: Yüzde 1.7.

Gelecek: 1.3.

Kararsızlar ve protestocuların oranı ise yüzde 21.3’e ulaşıyor.

MANSUR YAVAŞ KAZANIR

Yine Anket çalışmasında Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan – Mansur Yavaş yarışması halinde

Mansur Yavaş yüzde 43.9 ile Kazanıyor

Erdoğan ise yüzde 40.7 oy alıyor.

Siyasetçilerin beğeni düzeyleri ise sırasıyla;

Yavaş, Erdoğan, Ekrem İmamoğlu ve Süleyman Soylu var.

Türkiye’nin durumu da araştırmada soruldu.

Türkiye İyiye Gidiyor diyenlerin oranı yüzde 21.7 

Kötüye gidiyor diyenlerin oranı yüzde 64.8

YÜZDE 59’U BORÇLU

Halkın gündeminde birinci sırayı ekonomi almış durumda. Metropoll Araştırmasında ortaya çıkan sonuçlara göre ülkenin en önemli sorunu

yüzde 49.5 ile ekonomi,

yüzde 13.2 ile corona virüsü

yüzde 12.3 ile işsizlik.

Ekonominin İyi mi yoksa kötüleştiğimi sorusuna ise verilen cevaplara göre

Yüzde 63.8 kötüye gittiğini savunuyor

Yüzde 27.6 ise iyiye gittiğini savunuyor.

Kötüye Gidişatla ilgili olarak kimi sorumlu buluyorsunuz sorusuna ise,

Yüzde 28.5’i kötü gidişattan Erdoğan’ı,

yüzde 27.6’sı hükümeti,

yüzde 10.6’sı dış güçleri

yüzde 7.2’si Berat Albayrak’ı sorumlu tutuyor.

Yine Araştırmaya göre hane halkının borçlanma ile ilgili sorusunda ise Yüzde 59.4’u borçlu çıktı.

Borçlanmalarında ise

yüzde 77’si bankalara,

yüzde 12.5’i eşe dosta borçlanmış.

Yüzde 91.9’u borcunu ödemekte güçlük çekiyor.

HALK GÜVENMİYOR

Dünyayı saran Koronavirüs salgını ile ilgili sorularda ise; Yüzde 60’ı Sağlık Bakanlığı’nın salgınla ilgili açıkladığı vaka ve ölüm sayılarına inanmıyor. Yalnızca yüzde 36.3’ü verileri doğru kabul ediyor.

Yüzde 52.5’i hükümetin corona virüsüyle ilgili önlemlerini başarısız buluyor.

Yüzde 81.2’si corona virüsünden ötürü endişeli.

Yüzde 51.5’i aşı yaptıracağını, yüzde 48.5’i ise yaptırmayacağını vurguluyor.

Yüzde 55.2’si Çin aşısına güvenmezken, yüzde 37.9’u güvenmiyor.

Okumaya Devam Et

Siyaset

Kılıçtaroğlu Açıkladı! Millet İttifakı Genişleyecek Mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Halk TV de gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suat Toktaş’ın sorularına yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘Millet İttifakı Genişleyecek mi?’ sorusuna yanıt verdi.

Yayımlandı:

on

Halk TV Programı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Halk TV de gündeme dair açıklamalarda bulundu. Suat Toktaş’ın sorularına yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘Millet İttifakı Genişleyecek mi?’ sorusuna yanıt verdi.

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş CHP Lideri ile röportaj yaptı. Gündemle ilgili olarak açıklamalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bu daha çok erken nedeni de şu, önümüzdeki seçimler bir siyasi parti seçimi değil. Önümüzdeki seçimler demokrasiden yana olanlarla demokrasiye karşı olanların seçimi olacaktır. Bugün, Cumhur İttifakı’nda hiçbir tartışma yok. 1 kişi var orada ne derse oluyor. Orada bir tartışma zemini, demokrasi zemini yok. Tam bir otoriter yapı var, Bahçeli de otoriter. Millet İttifakı’nda demokratik bir yapı var.” şeklinde oldu.

MUĞLA MİLLETVEKİLİ HAKKINDAKİ AÇIKLAMASI

Muğla’daki Pınar Gültekin Cinayeti ile ilgili olarak CHP’li Süleyman Girgin hakkında da açıklamalarda bulundu. Halk TV deki programındaki açıklamalarında Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

”Çok basit, milletvekili HTS kayıtlarını istedi zaten, geldiği zaman bütün gerçekler ortaya çıkacak. Milletvekilimiz gayet açık, aradım birkaç dakika konuşup başsağlığı diledim diyor. Kanıtlanırsa öyle bir görüşme yaptığı bırakın CHP’den ben milletvekilliğinden de istifa ederim diyor. HTS gelir bakılır, edilir. Hatta mahkeme de isteyebilir bu kayıtları. Biz de büyük bir dikkatle takip ediyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et

GÜNCEL HABERLER